
Asıl ismi Edgar Poe’dir. Annesi, ki annesiyle ilgili “edgar allan poe’nin annesi dünyanın en güzel kadınıdır” diye bir söz vardır, öldükten sonra onun bakımını üstlenen ailenin soyismi olan allan’ı orta isim olarak seçmiştir. Böyle olmasının nedeni, annesi öldükten sonra onu himayesine alan ailenin yasal olarak onu asla evlatlık olarak kabul etmemiş oluşudur. Bu ailede Edgar Poe’yi istemeyen evin babasıdır çünkü Edgar’ın annesi, ki çok güzel kadınmış, bir aktristir ve onun yaşadığı dönemde aktrislik pek matah bir meslek olarak kabul edilmemektedir. Nitekim Edgar’ı himayesi altına alan kadın da tıpkı annesi gibi tüberkülozdan ölünce üvey baba, Edgar’ı evden atmıştır.
Edgar Alan Poe ilk olarak kuzgun isimli şiiriyle ünlü olmuştur ve bu durum Charles Dickens ile olan tanışmasıyla vuku bulmuştur. Poe’nin yaşadığı şehre gelen Dickens, Poe’nin davetiyle onunla bir öğle yemeği yemiş ve yemek esnasında evlerinde besledikleri kuzgunun ölümünden duyduğu üzüntüden bahsetmişti. Poe bu hikayeyi dinledikten sonra eve dönmüş ve ölmüş bir kadınla ilgili yazdığı şiiri değiştirerek kuzgun olarak yeniden yayınlamış ve bu şiiriyle üne kavuşmuştu.
Poe’nin neredeyse tüm eserlerinde ölü kadınların olması tesadüf değil. Poe doğduktan üç hafta sonra babası onu ve annesini terk edip gitmiş ve çok sonraları bir otel odasında aşırı alkol nedeniyle ölmüştü. poe’nin annesi ise bir aktristi ve haftada tam sekiz kez Romeo ve Juliet oynuyordu. Yani Poe, haftada tam sekiz kez annesinin göğsüne bıçak saplayıp öldüğünü görüyordu. Nitekim daha sonrasında annesinin gerçekten öldüğünü gördü. Sonra onu himayesine alan üvey annesinin, ardından da eşinin ölümünü gördü. Hayatta sevdiği hemen her kadın mutlaka ölüyordu. Bu arada, eşi Victoria, Poe ile evlendiğinde 13 yaşındaydı.
Edgar Allan Poe’nin ölümü de sürdüğü karanlık yaşamı aratmayacak biçimdedir. Ünlü bir yazar olduktan sonra New York’lu bir dergi patronu onu New York’a yüksek maaşlı bir editörlük için davet etmişti. Eşinin ölümünden kısa süre sonra gerçekleşen bu olay Poe için büyük bir şanstı, ancak New York’a hiç ulaşamadı. Poe, tren ile New York’a giderken seçim dönemiydi ve bazı adaylar sahte seçmenlere para karşılığı oy kullandırtıyordu. Sahte oy kullandırtacakları kişileri de tren istasyonlarında buluyorlardı. Poe, bir tren istasyonundayken bir adayın adamları tarafından “içki içmeye” çağrılmıştı. İçki içmediğini söylemesine rağmen ısmarlanacak içkinin alkolsüz olacağı söylenince davete icabet etti ve gittiği yerde sekiz bardak limonata içti. Ancak içtiği limonatanın büyük bölümü alkoldü.
Alkol komasına giren Poe, yoldaki bir çukura düştü ve üç gün sonra “tanrım, ruhuma merhamet et” diye haykırarak öldü.























Çıksın da izleyelim dediğim filmler azdır fakat çıksın da sinemaya gidip izleyelim dediğim filmler daha azdır. İşte bu daha az olan filmlerin başında geliyor Sherlock Holmes – A Game of Shadows.
Bir albümü, sanatçıyı ve şarkıyı sıkılmadan kaç kere dinleyebilirsiniz ? Bunun muhakkak bir sınırı vardır. Zira bir şeyi sık sık yapar hale gelmeniz o şeyden bıkmanıza kolayca sebep olur. İşte sıradan bir albüm,sanatçı ve şarkı için bu tekrar oranı 5, daha iyisi için 15 çok daha iyisi için 35 ise; Florence and The Machine grubu ve Ceremonials albümündeki şarkılar için bu sınır henüz çizilmemiştir.
Tren çok garip bir vasıtadır. Herkes bilir fakat günümüzde çoğu insan binmemiştir. Aynı uçak gibi. Fakat tren vs. uçak karşılaşmasında uçak arayı büyük farkla açar. Bu aslında Türk milletinin tipini yansıtır.

