
İzlediğiniz bazı filmler sizde büyük etki yaratır. Kendinizi kaptırırsınız. Ama size has birşey değildir. Bir çok film zaten bu yüzden yapılır. İzleyici kendini kaptırsın, tekrar tekrar izlesin, DVD’sini alsın, yapımcısını araştırsın diye.
Bazı filmler de ise kendinizden bir parça bulursunuz. Karakteri, olayları, ilişkileri kendi yaşamınızdan bir kesit ile birleştirirsiniz. Bugün bahsetmek istediğim film 500 Days of summer Filmi bir kategoriye almak zor. Zira romantik komedi olarak geçmekte ama komedi filmin neresinde diyebiliyorsunuz. Aşk filmi deseniz size en baştan “bu bir aşk filmi değildir” diye uyarı geliyor zaten. Filmin kendi tabiriyle sunayım size “bu film bir kız ve oğlanın tanışma hikayesidir” ne kadar hayatımızın içinden bir hikaye değil mi ?

Daha önce belirtmiştim bir filme bağlanmanız da diğer en önemli etken oyunculardır. Konu ne kadar mükemmel olursa olsun oyuncular uyumsuzsa o film en baştan kaybetmiştir. İşte bu filmde oyuncular tabiri caizse “cuk” oturmuş. Ayrıca oynamamışlar resmen yaşamışlar. Bilhassa Tom Hansen karakterinin bakışları ve zaman zaman gözlerinin dolması yüreğinizi parçalayacak, Summer’a hem hak vereceksiniz hem de çok kızacaksınız.
Başta da söylediğim gibi film Tom Hansen ve Summer(Yaz) Finn’in tanışma hikayesini daha sonra oğlanın ona aşık olmasını ve kızın onu terk etme sürecini izliyorsunuz.
Gün be gün anlatım tarzıyla sizi içine çeken bir film. İlişkileriniz de terkedilen olduysanız yada dikiş tutturamayan kendinizi Tom Hansen sanabilirsiniz.
Filmi en çekici yapan yine bir diğer özellik ise müzikleri. Filmden sonra soundtrack arayacağınıza bahse girerim. Yazımın sonunda aramayın diye size bir youtube linki hediye edeceğim : )
Filmin gidiş tarzı ve değişik çekim teknikleri izleyiciyi mest ediyor.

Film boyunca düzenli bir ilişki kurmaktan çekinen Summer’ın Tom’un kalbine nakşedilmesini acıyla izliyorsunuz. Tom ise hep ruh ikizini arayan ve onu bulduğunda gerçek aşkıda bulacağına inanan ayrıca bunu kadere bağlayan bir insan. Summer’la tanışmasınıda kaderin bir oyunu olarak düşünüyor ve ona kendisini kaptırıyor. Summer en baştan ciddi bir ilişki istemediği konusunda Tom’u uyarsa da Tom hem arkadaşlarının gazıyla hem de kendi gerçek aşkını arayış nedeniyle sık sık Summer’a ve kendine “Biz neyiz ?” sorusunu yöneltiyor.

Filmin belki de en vurucu noktası Beklentiler | Gerçekler bölümü idi. O bölüme ise şuradan ulaşabilirsiniz… http://vimeo.com/9443097
Filmin sonunda ise içimizden biri kahramanımız Tom kadere olan inancını bir kenara bırakıyor. Hareket etmezse hiç birşeyin olmayacağına inanıyor. Önce işinden istifa edip asıl mesleği mimarlığa yöneliyor daha sonra ise Summer(Yaz)’dan Autumn(Sonbahar)’a geçiş yapıyor : )
Kısaca eğer sizde duygulara sahipseniz, aşık olduysanız, terkedildiyseniz ve karşı cinsi daima anlayamadıysanız bu filme bayılacaksınız…
Filmler ve şarkılar bize yalan söyledikleri için suçlular. Kalp kırıklıkları ve her şey için…
Bu arada sonradan bir ekleme
Bu filmle tanışmamı sağlayan ve filmi izlediğimde kendimden birşey bulmamı da sağlayan özel bir insan var. Okuyorsa eğer teşekkürler…











Yorumlar
öncelikle güzel olmuş tebrikler sonra görüşürüz sağol mesaj alındı