Düzenlenen bir etkinlik sonucu yavru vatan Kıbrıs’a 3Tam 2Yol toplamda 5gün olarak gitme ÅŸerefine nail oldum.
17-07-2010 Saat 7 gibi Ankara – EsenboÄŸa havaalanına doÄŸru yola koyulduk. Bizi uçaÄŸa binmek izin uzun bir süre bekliyordu.
Önce geçici pasaportlarımız çıkartıldı, daha sonra geçiÅŸ izinlerimiz verildi ve son olarakta “en zorlayıcı modda” çalışan metal dedektöründen kemerlerimize kadar çıkartarak uçağı beklemeye baÅŸladık.
Şans bu ya uçak 30dk rötarlı idi. 7de çıktığımız yoldan 3.30 saat sonra hala uçağa binemedik. saat 11 gibi uçağımız geldi ve sonunda uçağa bindik. Fakat tüm aksilikler bizi bulur, uçakta bir koltuk krizi yaşanıyordu. Bu sorununda çözülmesi yaklaşık 30dk sürdü.
Sonunda havalanabilecektik. Uçağa ilk binenlerin olduğu bir kafileydik çoğunlukla. Uçak harekete geçtiğinde 17 yaşına gelmiş fakat hala bebek gibi korkan ağlayan kişiler bizi uçak personeline rezil etmeye yetti
Gece 2 civarlarında “Lapta gençlik kampı”na eriÅŸmiÅŸtik. odalarımıza yerleÅŸtik. Gözümüzden akan uykuya onca yorgunluÄŸa raÄŸmen uyuyamadık. Havaalanından indiÄŸimizden beri yüzümüze çarpan nem ve gece 3te bile amansızca devam eden sıcaklık insanda uyku isteÄŸi bıraktırmıyordu.
Bütün geceyi bahçede yer alan “armut koltuklarda” geçirmeyi düşündük. saat 5:30a kadar armutta tatlı bir sohbet vardı fakat sonrasını hatırlayamıyordum. Gözümü açtığımda saat 6:30du ve ayağım kaşınıyordu. Kıbrıs’ın sivri sinekleriyle tanışmış olduk.
Günün doğmasıyla birlikte denize sıfır bir gençlik kampında olduğumuzu gördük. Gün boyu planımız elimizde vardı fakat biz o planda en çok deniz sefasını bekliyorduk. Kıbrıs çok sıcaktı, çekilmez bir sıcak fakat son günlerde ona iyice alışmıştık.
Kıbrıs gezimiz boyunca bir çok şehitlik, cami ve kilise gezdik. Kıbrıs halkı çok sıcak kanlı ve güler yüzlüydü
;

Sonuç olarak Kıbrıs’tan pek çok arkadaÅŸ edinerek ve hüzünlü olarak döndük. Olumlu ve güzel bir gezi oldu.
İyi ki katılmışım diyorum.
Güzel bir günün ardından dün gece uykumda genelde hiç olmayan bir şey oldu ; rüya gördüm.
Rüyamda ki temel unsular aslında küçük yaşlarda bile garip bir şekilde hayalini kurduğum aile kurma isteğimi yeniden nüksettirdi.
Neredeyse 7 yaşından beri en büyük hayallerim arasında iyi bir iyi bir eş yer almaktaydı. Ve dün geceki rüyamda bu isteğime adımlar atarken kendimi gördüm ya artık ölsemde gam yemem diyebilirim.
Hem tanıdığım hem tanımadığım bir insanla internet üzerinden tanışıp daha sonra yüz yüze görüşmek üzere memleketine gidiyordum. Fakat bir sürpriz vardı ; kız yürüyemiyor tekerlekli sandalyeye mahkumtu. Ama rüyamda garip bir şekilde bunu sorun etmiyordum. Zaten ilerde yürüme olasılığıda varmış. Alacağı rehabilitasyonla eski yürümesine kavuşacağını öğrendim. Fakat bu benim için sorun teşkil etmiyordu. Zira hem kafa dengi hemde birbirimizi sevdiğimizden (rüyada) bunları sorun etmiyordum.
Daha sonraları filmlerdeki balayı kıvamında tatlı ve güzel bir biçimde geçiyordu. Fakat olan oldu !?*#$ uyandım !!!
Uyandığımda dediğim tek şey : keşke gerçek olsaydı.
İşin kötü tarafı bu zamana kadar rüyalarımın hep tersi çıktı. En büyük korkum bu rüyanında ters tepki yapması….
Bunu farkettiğimde dediğim tek şey ise : keşke görmeseydim.
Rüyalarınızın gerçek olması dileÄŸiyle, rüyanız hayrolsun ….
Yıllarca hep yazmak istedim. Küçüklüğümden beri yazmak istedim. Şiirlerim vardı. İcatlarım vardı. Yazılarım vardı. Fikirlerim vardı.
Beynim sürekli çalışırdı. Saçmalıklarımda vardı. Fakat yazmaya hep üşendim. Yazmak zor geldi bana. Zamanında icat defterimin taşınma sırasında ortadan yok olması ve tasarladığım 2 icatın gerçekleştiğini görünce (tamamen gerçektir) yazmaktan nefret eder oldum.
Fikirlerimi en güvenli yerde; beynimde saklıyorum.
Teknolojinin gelişmesiyle blog yazarları arttı. bugün bir blog açtığınızda okuyanı yok denecek kadar az. ya kendi kendinize yazacaksınız yada hit almak için gerekenleri yapacaksınız. benim gözüm hep hitteydi. Kişisel blogumda filmler yayınladım. Müzikler videolar paylaştım. Başıkları ve etiketleri etkileyici ve aranacak kelimelerden seçtim. Hal böyle olunca yazamadım içime attım.
Çok bloglar gördüm okudum içimdeki bu hasret gittikçe arttı nüksetti.
Ve sonunda blogumu sıfırladım baştan başlıyorum. Yazmaya kararlıyım fakat yeminlerimi çok bozdum umarım bunuda bozmam.
Yazmak istediÄŸim çok ÅŸey oluyor toparlayabilirsem üşenmezsem sitemde sorun olmazsa ölmezsem yazacağım…..
Uzun süredir Facebook’umda (nasıl bir kelimeyse buda) ekli olan bir arkadaşım Facebook tarafından aşırı gönderi gönderdiÄŸi için uyarı almış. ve artık gönderdiÄŸi her gönderi (nasıl bir cümle yaa) için uyarı maili almakta, Facebook ” heran silebilirim seni defterden ” demekte. Hal böyle olunca arkadaÅŸ sosyalleÅŸmek yerine ya asosyalleÅŸecek yada baÅŸka platformlara dönecekti.
Bir önerimle twitter’a baÅŸladı. orada olan birlikteliÄŸinden henüz 2-3 saat geçmiÅŸtiki twitterdan da bir ceza yiyerek tweetleri kesildi.
Bukadar sosyal bir arkadaşımızın önüne bariyer koyarak onu engellemeye çalışan sosyal platform patronlarınadır sözüm : Bırakın kızcağızı yazsın açılsın. korkutmayın arkadaşlarıyla, fanlarıyla, hayran olduklarıyla bu sanal alemde onada bir yer açın. Yoksa sanal dünyada yer edinemeyen esas kızımız bir gün gelir sanal dünyadaki yerinden yurdundan arkadaşlarından vazgeçer gider.
Olan geride kalanlara olur.
Facebook sözüm sana : Rahat bırak insanları !