<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Can &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://mustafacan.tk/category/genel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mustafacan.tk</link>
	<description>Since 1993</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Apr 2012 21:00:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Who is the most developed ?</title>
		<link>http://mustafacan.tk/who-is-the-most-developed.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/who-is-the-most-developed.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 23:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can güven etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafacan.tk etiketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Do you think the most developed age is our age ? It is not ! If you believe that you should think again this. Because the ancient age remainings show that, our ancestors were more developed than us. Let&#8217;s take a look at the evidence. When we look at the hieroglyph&#8217;s on the pyramids in Egypt, we [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="ancient graffitites" src="http://mustafacan.tk/wp-content/image013.jpg" alt="" width="349" height="116" /></p>
<p>Do you think the most developed age is our age ? It is not ! If you believe that you should think again this. Because the ancient age remainings show that, our ancestors were more developed than us. Let&#8217;s take a look at the evidence. When we look at the hieroglyph&#8217;s on the pyramids in Egypt, we can see the some interesting figures as like helicopter or flying vehicles. This figures changes everything what we already know. We always believe that, our age is the end-point on the technology. But this remainings show us we are wrong !  Also ancient city found in Rajasthan, India irradiated by nuclear blast 8,000 years ago. And according to researchers used bomb in the blast was same of the Atomic Bomb in Japan 1945. So we can say that easily; history full of mysteries and our ancestors had a more knowledge and technology than from us. Oldies but goldies&#8230;</p>
<p><span id="more-341"></span></p>
<p>Guray Karabulut<br />
Mustafa Can Guven</p>
<p>Ozkan Caliskan<br />
Caner Akman<br />
Orkun Yesilkaya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/who-is-the-most-developed.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dürtüsel, Bağımlılık Yaratıcı ve Uyuşturucu ; Aşk</title>
		<link>http://mustafacan.tk/durtusel-bagimlilik-yaratici-ve-uyusturucu-ask.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/durtusel-bagimlilik-yaratici-ve-uyusturucu-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 06:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[AFM etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşıklar için mezar taşı etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk beyim]]></category>
		<category><![CDATA[aşk beyin]]></category>
		<category><![CDATA[aşk depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[aşk dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk seratonin]]></category>
		<category><![CDATA[aşk tasviri etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hdmı etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[istediğiniz özellikleri yüklersiniz shakespear etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun ekmek teknesi KIVAMINDA etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mezar taşı profil resmi etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can güven etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa güven canlar sağolsun etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafacan.tk etiketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel nitelikte ne varsa benim için ilgi çekicidir daima. Bir uzay mekiğinin nasıl yapıldığından, televizyonun nasıl çalıştığına kadar herşey gizemli ve ilgi çekicidir benim için. Uzun zamandır aşkın bilimsel tasvirini araştırıyordum. Bir bilim adamı için aşk ne demek ? Sevdiğin bir insanı kendine aşık etmenin yolu var mı ? gibi sorular hep aklımın bir köşesindeydi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="aşk" src="http://mustafacan.tk/wp-content/12newsci_466040t.jpg" alt="" width="210" height="208" />Bilimsel nitelikte ne varsa benim için ilgi çekicidir daima. Bir uzay mekiğinin nasıl yapıldığından, televizyonun nasıl çalıştığına kadar herşey gizemli ve ilgi çekicidir benim için. Uzun zamandır aşkın bilimsel tasvirini araştırıyordum. Bir bilim adamı için aşk ne demek ? Sevdiğin bir insanı kendine aşık etmenin yolu var mı ? gibi sorular hep aklımın bir köşesindeydi. Çok sık aşık olan birisi değilim fakat yine de aşk konusu aklıma takıldı.</p>
<p>Şimdi sizlere aşk hakkında bir çok bilgi vermeye çalışacağım.</p>
<p><strong>Aşk duygusal birşey mi ?</strong></p>
<p>Duygusaldan ne anladığınız çok önemli. Tüm duygusal şeyler gibi aşk da beyinde gerçekleşir. Aşkın kalp ile bir alakası yoktur aslında. Kalbiniz size yalnız kan pompalar. Neden yıllardır aşkın tasviri kalp olmuştur bilmiyorum. Fakat kısaca aşk, beyinde oluşan bir dürtünün iz düşümüdür. Yani evet duygusaldır. Fakat hissel birşey olmasından ziyade aşk, zorunludur ve her insan aşık olur.</p>
<p><strong>İnsan aşık olduğunda neler olur ?</strong></p>
<p>&#8220;Nedir bu aşk denen?&#8221; demiş Shakespeare. Kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi MRI tarayıcısına yerleştirmişler. 17&#8242;si aşklarına cevap bulmuş, 15&#8242;i ise aşklarını yeni terketmiş. Sonuçlar göstermiş ki, aşık olunduğunda beyinde gerçekten birşeyler oluyor. Yani bu kanımızda dolaşan birşey değil. Fiziksel bir eylem. Kolumuzu oynattığımızda beyin ne kadar aktif ise aşık iken de o kadar aktif.</p>
<p>Öncelikle olan şey, aşık olunan kişinin &#8220;özel bir anlam&#8221; kazanması.<br />
Nasıl mı ? Bir zamanlar bir kamyon şoförünün söylediği gibi:<br />
<em> &#8220;Dünyanın yeni bir merkezi olmuştu, bu merkez de Mary Anne&#8217;di.&#8221; </em></p>
<p>George Bernard Shaw biraz daha farklı ifade etmiş:<br />
<em> &#8220;Aşk, bir kadınla öteki arasındaki farklara fazla önem vermektir.&#8221; </em>- Bu sözü gerçekten beğendim.</p>
<p>Bir kişi üzerine odaklanırız. Onun hakkında sevdiklerinizi ve sevmediklerinizi listeleseniz bile, bu listeye bakmayıp sadece sevdiğiniz özelliklerine odaklanırsınız. Chaucer&#8217;ın dediği gibi<strong> &#8220;Aşk kördür.&#8221;</strong></p>
<p>Mesela şiirlere bakalım. Aşıklar tarafından yazılmış şiirlerde bazen görürüz ki yazar, sevdiceğinin bambaşka bir noktasına takılmıştır. Birine çılgınca aşık olduğunuz zaman, bir park yerine gittiğinizde onun arabası park yerindeki bütün diğer arabalardan farklı olur. Bardağı, misafirlikte bütün diğer bardaklardan farklıdır.</p>
<p>Şairin adı Yuan Çen; şiir de şöyle:<br />
<em><strong>&#8220;Bambu yer yatağını kaldırmaya kıyamıyorum. Seni evime getirdiğim ilk gece sererken seni izlemiştim.&#8221;<br />
</strong></em>Yer yatağına takılıp kalmasının sebebi büyük ihtimalle zihnindeki yoğun dopamin aktivitesi. Bizim durum da aynen bu.</p>
<p>Neyse, sadece bu kişi özel bir anlam kazanmakla kalmıyor, bir de o kişinin üzerine titremeye başlıyoruz. Onu yüceleştiriyoruz. Öte yandan, yoğun enerji birikiyor. Ben aşıkken sürekli hareket etmek isterim mesela. Atlamak,zıplamak vs.. İşte bu biriken enerjinin bir ürünüymüş.</p>
<p>Ama aşkın ana özelliği, yoksunluk çekmek: Bir kişinin beraberliğinin &#8211; sadece cinsel değil, duygusal da &#8211; yoğun yoksunluğu. Tabii istersiniz &#8211; onunla seks yapmak içinizden gelir. Ama daha çok, onun sizi aramasını, sizi davet etmesini, vs&#8230; istersiniz. Sizi sevdiğini söylemesini istersiniz. Öteki ana özellik de dürtü: Beyninizdeki motor çalışmaya başlar, bu kişiyi arzularsınız.</p>
<p><strong>Son olarak ise </strong>takıntı oluşur. Şu MRI makinesine sokulan çılgın aşıklar var ya hani, işte onlara sormuşlar ;</p>
<p><em><strong>&#8220;Günün ve gecenin yüzde kaçında bu kişiyi düşünüyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Onun için ölür müsün?&#8221;</strong></em></p>
<p><em> </em>İlk soruya verilen cevap : Tüm Gün !<br />
İkinci soruya verilen cevap : Evet ! (Tıpkı ondan tuz istemişsiniz de, size tuzu uzatmış gibi)</p>
<p>Beyin taramalarını yaparken deneklere sevdikleri insanın fotoğrafları gösterilmiş. Ve beyinin her bölümünde aktivite görülmüş. <strong>İşin en enteresan kısmı aktif olan bölgelerden birisi, yalnızca kokain alındığında aktif hale geçen bir bölge. </strong>Ne muhteşem değil mi ? Aşk mükemmel bir uyuşturucu.</p>
<p>Aşk öyle bir duygu ki aslında asla cinsellik değildir. Bir insana gidip onunla seks yapmak istediğinizi söylerseniz ve bu teklifiniz reddedilerse pek üzülmezsiniz. <strong>Fakat aşkınıza karşılık bulamazsanız; </strong>İşte dünyanın her yerinde bu nedenle cinayet ve intiharlar görülmüştür. Aşk bir bağımlılıktır ve yoksun bırakılınca çok kötü şeyler olur.</p>
<p>İnsanoğlunda 3 beyinsel sistem vardır : <strong>şehvet, aşk ve bağlılık<br />
</strong>Ve bu 3 beyinsel sistem birbirine bağlı değildir. Bir kadına aşık olurken, diğerine bağlılık hissedebilir ve bir başkası ile de seks yapabilirsiniz. Çok enteresan. Fakat işin daha da ilginç yanı şu; bir kadın ile seks yaparsanız onun sizden önce veya sonra kiminle seks yapacağı umrunuzda değildir. Fakat sevdiğiniz kimseye karşı bu sorumlulukları yüklersiniz.</p>
<blockquote><p><em>Orgazm sırasında, dopamin seviyesi zirveye ulaşır.<strong> Dopaminin </strong>aynı zamanda<strong> aşk</strong> ile de bağlantısı var, sadece tesadüfi olarak seks yaptığınız birine de aşık olabilirsiniz. Orgazm sırasında, heyecan ile ilişkili olan <strong>Oksitosin ve Vasopresin</strong> salgılanır. Bunlar da, uzun süreli bağlılık ile ilişkili. </em></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p><em><strong>Peki Aşk Nasıl Biter ?</strong></em></p>
<p><em>İnsanoğlu için aşk asla bitmeyecek bir olgudur. Fakat günümüzde depresyon ilaçları aşkı tamamen bitirmeyi sağlıyor. Bu ilaçlar, vücutta serotonin seviyesini arttırıyor. Ama serotonin seviyesini arttırdıkça, dopamin devresini kesiyorsunuz. Bunu herkes bilir. Dopamin, aşk ile ilintili. Dopamin devresini kestikleri gibi, seks dürtüsünü de öldürüyor. Seks dürtüsünü öldürdüğünde, orgazmı da öldürüyorsun. Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun. Bunlar beyinde birleşiyor. Bir beyinsel sistemle uğraştığınız zaman, diğerini de etkilersiniz.</em></p>
<p><strong>Sadece, aşksız bir dünyanın çok ölümcül olacağını söylüyorum.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<div style="font-style: italic;"><strong>Birisini Kendimize Nasıl Aşık Edebiliriz ?</strong></div>
<p>Aşık olmak aslında vücuttaki dopamin seviyesine bağlı bir durum. Yani birisini kendinize aşık edecekseniz dopamin seviyesini yükseltin. Dopamin heyecan altında artar. Bunu elde ederseniz eros&#8217;un okları sevdiğiniz kişiye saplanır. Fakat o anda gördüğü tek kişi siz olmalısınız. Bununla ilgili yaşanmış bir hikaye var onu anlatmak istiyorum&#8230;</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 73px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sadece, aşksız bir dünyanın çok ölümcül olacağını söylüyorum</div>
<blockquote><p>Amerika&#8217;da bir lisansüstü öğrencisi, başka bir lisansüstü öğrencisine deli gibi aşıkmış, ama aşkına karşılık bulamıyormuş. Pekin&#8217;de konferansa katılmışlar. Araştırmaları okuduğu için, birisiyle yepyeni bir faaliyet yapınca beyinde dopamin seviyesini arttırabileceğini öğrenmiş. Bu da belki aşk sistematiğini tetikleyebilirdi. Dolayısıyla, bilimi, pratiğe geçirmeye karar verdi; ve bu kızı kendisiyle <strong>çekçek</strong> yolcuğuna davet etti.  (çekçek: Çin&#8217;de insanın çektiği iki tekerlekli araba)</p>
<p>Çocuk, bunun dopamin seviyesini arttırıp, kızı kendine aşık edebileceğini düşünmüş. Yola çıkmışlar, kız çığlıklar atıp çocuğa sarılıyormuş kahkaha atıyormuş, eğleniyormuş. Bir saat sonra çekçekten inmişler, kız kollarını sallayarak demiş ki: &#8220;Çok şahaneydi, değil mi?&#8221; ardındından şunu söylemiş ;  <strong>&#8220;Çekçek sürücüsü de ne kadar yakışıklıydı!&#8221; </strong></p></blockquote>
<p><strong>İşte aşkın büyüsü! </strong></p>
<p><em>Türümüz varoldukça, Shakespeare&#8217;in &#8220;bu ölümlü hengame&#8221; diye adlandırdığı vücudumuzda varolacak&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/durtusel-bagimlilik-yaratici-ve-uyusturucu-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Zamanın Pervasız Aşıkları</title>
		<link>http://mustafacan.tk/modern-zamanin-pervasiz-asiklari.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/modern-zamanin-pervasiz-asiklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 15:47:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[127 Hours]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[behzat ç televizyona tüp taktırma etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[erdal bakkal tiplemesiyle etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[House]]></category>
		<category><![CDATA[Inception]]></category>
		<category><![CDATA[leyla]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun çok yakıyordu tüp taktırmaya götürüyorum etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun ismail abi]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun klip]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun trt]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun trt 1]]></category>
		<category><![CDATA[leyla ile mecnun yeni bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[lg etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[lost]]></category>
		<category><![CDATA[Matrix]]></category>
		<category><![CDATA[mecnun]]></category>
		<category><![CDATA[sakız çiğneyince bademciklerimiz acırmı? etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz hırsız]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz hırsız kitapları yakıyor leyla mecnun etiketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[İnternet kullanıcıları, internetin tadını aldıktan sonra pek televizyon izlemez ve takip etmez. İzlediği diziler de varla yok arasında, boşluk doldurmak içindir. Şüphesiz zamanına göre güzel diziler de çıkmıştır fakat Türk televizyonlarının geneline bakıldığında düzgün yapımlar bulmak neredeyse imkansızdır. Sürekli birbirine tekrarlayan yapımlar ve olaylar. Enteresan ilişkiler ve komik derecede prodüksiyonlar. En iyi (kötünün iyisi) yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="leyla ile mecnun" src="http://a4.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/36280_139115366150376_139115119483734_238508_977021_n.jpg" alt="" width="302" height="234" /> İnternet kullanıcıları, internetin tadını aldıktan sonra pek televizyon izlemez ve takip etmez. İzlediği diziler de varla yok arasında, boşluk doldurmak içindir. Şüphesiz zamanına göre güzel diziler de çıkmıştır fakat Türk televizyonlarının geneline bakıldığında düzgün yapımlar bulmak neredeyse imkansızdır.</p>
<p>Sürekli birbirine tekrarlayan yapımlar ve olaylar. Enteresan ilişkiler ve komik derecede prodüksiyonlar. En iyi (kötünün iyisi) yapılan yapımlar genelde de komediye dayalı olur. Yoksa dram,aksiyon,macera ve gizem dalında daha<strong> &#8220;işte bu!&#8221;</strong> diyebileceğimiz bir yapımın çıkmamış olması acı gerçektir. Ölümsüzlük modu açık olarak savaşan<strong> &#8220;Polat ve ekibi&#8221;</strong>, her olayı sorunsuzca ve akıllıca çözen<strong> &#8220;Türk polisleri&#8221;</strong>, Yengesi ile aşk yaşayan<strong> &#8220;Behlüller&#8221;</strong>, tecavüz mağdurları ya da soğuk espirilere ev sahipliği eden ve gereksiz kahkahalarla dolu yapmacık <strong>sitcomlar</strong>.</p>
<p>Benim hatırladığım şu zamana kadar en iyi yapım <strong>&#8220;7 Numara&#8221;</strong>dır sanırım. Güldürmeyi dönemine göre başarıyla sağlayan bir yapım olmuştur. İşte şu günlerde <strong>&#8220;nezdimde&#8221;</strong> Türkiye&#8217;nin gelmiş geçmiş en iyi dizisi olmaya aday ve efsane olacak nitelikte bir dizi : <strong>&#8220;Leyla ile Mecnun&#8221;</strong></p>
<p>TRT&#8217;nin reyting kaygısı olmadan <strong>&#8220;Ekmek Teknesi&#8221; </strong>tadında yaptığı diziler zaten ilgi çekiyordu fakat yinede tam olarak <strong>&#8220;olmuş&#8221; </strong>diyebileceğiniz bir yapımı henüz yoktu. Sık sık reklamları dönüyordu <strong>&#8220;Leyla ile Mecnun&#8221;</strong>un başlamadan önce fakat ne takip ettim ne de ilgilendim. 1. Bölüm yayınlandıktan 4 gün sonra YouTube&#8217;da<strong> &#8220;suggestions&#8221; </strong>olarak gördüğüm 1. bölümün ilk 1 dakikası daha o andan içine çekmişti. Absürdlüğün dibine vuran ilk bölümden <strong>&#8220;beni izle&#8221; </strong>diyordu resmen.</p>
<p>Bölümler ilerledikçe ve karakterlerin iç dünyalarına girdikçe, daha fazla bağlanıyorsunuz diziye. Dizinin senaryosu akıl almayacak şekilde işliyor ve gülmediğiniz tek bir bölümü bile olmuyor. (Uzun zamandır gülmediyseniz, bir kaç kas hareketi yapmanızda fayda var. Sonra ben niye gülmedim demeyin.) 2011&#8242;de <strong>beşik kertmesiyle</strong> başlayan aşkın, hem aile cephesinde hem de çiftler arasında ki onca farklılığa rağmen Mecnun&#8217;un aşkından Leyla&#8217;yı elde etmek için girdiği yollar ve geçirdiği buhranlar kahkaha atmanıza neden oluyor. Mecnun&#8217;a yardım etmek için rüyasına giren ak sakallı dedenin, Mecnun uyandığında yatağında yatıyor olması ne kadar absürd geliyorsa, işte ondan daha fazla absürd bir dizi.</p>
<p>Sosyal medyayı, sözlük jargonlarını ve film,dizi,kitapları ilgiyle takip eden bir kitleyseniz her bölümde sizin için bir şeyler var. Şuana kadar (aklıma geldiğince) <strong>Lost,24,Inception, 127 Hours, Matrix, House</strong> ve daha bir çok yapıta selam gönderen senaryosu ile bunun yanında verdiği yerinde sosyal mesajları ile, ve son olarak şuan aktif olarak oynayan dizilere yaptığı göndermeleriyle (Nuri,Behzat Ç) gönüllerin şampiyonu olmuş dizidir.</p>
<p><strong><em>Rakı yerine &#8220;incir&#8221; yiyen, Şarap yerine &#8220;üzüm&#8221; yiyen, Tekila yerine &#8220;erik&#8221; yiyen ve Sigara yerine &#8220;sakız&#8221; çiğneyen güzel bir dizi. Dizide dönen olayları bir yana bırakıp karakterlere odaklandığınızda bile bu diziyi izlemek için bir sebep buluyorsunuz.</em></strong></p>
<p><a href="http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/182085_146677632060816_139115119483734_282271_4881990_n.jpg">Serkan Keskin&#8217;in canlandırdığı &#8220;İsmail Abi&#8221; tiplemesi,</a> sizi tamamen kendisine hayran bırakıyor. Yeri geliyor onunla gülüyor, yeri geliyor onunla ağlıyorsunuz. Çocuk saflığında, abi samimiyetinde bir insanı başarıyla canlandırıyor.</p>
<p><a href="http://a5.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/163260_139117439483502_139115119483734_238525_29853_n.jpg">Dizinin bir diğer renkli ismi &#8220;Yavuz Hırsız&#8221;. İsmi gibi Yavuz bir hırsızdır.</a> Çaldığı LCD televizyonu götürürken polis çevirmesine yakalanıp &#8220;buna tüp taktırmaya götürüyorum, çok yakıyor&#8221; diyebilecek kadar hem laf cambazı hem de işinin ustası. Fakat mahallede herkesin yardımına koşacak kadar da can dostu.</p>
<p>Bunların yanında Kamil,Dede,Bakkal Erdal gibi hepsinin hep tiplemesiyle, hem davranışlarıyla kahkahalara boğulacağınız bir kadroya ev sahipliği yapıyor dizi. Açıkçası her yeni bölümünü iple çekiyorum. <a href="http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash1/180446_146686638726582_139115119483734_282324_2526864_n.jpg">Ezgi Asaroğlu&#8217;nun gözlerinin güzelliğinden bahsetmiyorum tabi hiç.</a></p>
<p>Dizi Pazartesi akşamları 21.55&#8242;de TRT 1 ekranlarında yayınlanıyor. Hayatınızda gülebileceğiniz absürd durumlar ve insanlar arıyorsanız hiç kaçırmayın.</p>
<p>Son olarak dizinin son bölümünde yer alan &#8220;<strong>Afroman &#8211; because i got high</strong>&#8221; göndermeli mükemmel bir klip ile yazıyı noktalıyorum. Tekrar tekrar izleyip gülebildiğim tek dizi için de yapımda ve yayımda emeği geçen tüm herkese teşekkürlerimi sunuyorum</p>
<p><a href="http://mustafacan.tk/modern-zamanin-pervasiz-asiklari.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/modern-zamanin-pervasiz-asiklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşık Olmak &#8220;?&#8221;</title>
		<link>http://mustafacan.tk/asik-olmak.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/asik-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 12:29:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[alı osman guner etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşık mustafa can etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşık olduğunun farkına varmak etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşık olduğunun geç farkına varmak etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[aşık olmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[farkina varmadan asik olmak etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl aşık olunur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Odamda müzik dinliyordum. Annem odaya girdi. Birkaç şeyden bahsetti ve gitti. Aniden tekrar içeri girdi ve arka planda çalan müziği kısa bir süre dinleyerek &#8220;kime aşıksın?&#8221; diye sordu. Uzunca bir süre afalladıktan ve saniyeler içerisinde milyonlarca şey düşündükten sonra cevap verdim : &#8220;hayır.&#8221; Uzunca bir süre ısrar etti. &#8220;Hadi itiraf et,söyle,kime aşıksın ?&#8221; diyerek üstüme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="love" src="http://mustafacan.tk/wp-content/2007_09_12_22_11_26_In_love_by_angrymouse.jpg" alt="" width="252" height="336" />Odamda müzik dinliyordum. Annem odaya girdi. Birkaç şeyden bahsetti ve gitti. Aniden tekrar içeri girdi ve arka planda çalan müziği kısa bir süre dinleyerek &#8220;kime aşıksın?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Uzunca bir süre afalladıktan ve saniyeler içerisinde milyonlarca şey düşündükten sonra cevap verdim : &#8220;hayır.&#8221; Uzunca bir süre ısrar etti. &#8220;Hadi itiraf et,söyle,kime aşıksın ?&#8221; diyerek üstüme gelmeye devam ediyor bense bu süre içerisinde durmadan &#8220;hayır&#8221; diyordum. Nedensiz bir şekilde de kendi kendime &#8220;ben aşık mıyım ?&#8221; diye soruyordum.</p>
<p>Anneme en son aşık olduğum kızdan bahsettiğimde ilkokul 5. sınıftaydım. Muhtemelen 10 yaşlarında. O zamanlar da annem gülerek dinlemişti ve o yaşlarda ki bir çocuğa verilebilecek en zekice cevapları vermişti. Ben o zamandan beri annem ile bu tür şeyleri hiç konuşmamıştım. Şimdi içeri giripte &#8220;kime aşıksın ?&#8221; diye sorduğunda, kendimi her gün birisine aşık olan, çiçekten çiçeğe konan birisiymişim gibi hissettim.</p>
<p>Annemi ikna edip, gitmesini sağladıktan sonra kendime sorar olmuştum artık : &#8220;aşık mıyım ?&#8221; Aslında böyle anlatınca saçma geliyordur fakat sonra gördüm ki evet büyük ihtimalle öyle. Dinlediğim müzikler, izlediğim filmler bana onu hatırlatır olmuştu, durgunlaştığım anlar sadece onu düşünür olmuştum. Bunu o kadar sık yapmaya başlamıştım ki işler rutine binmişti. O artık hayatımın parçası olmuştu. Tek taraflı platonik aşkın geldiği nokta başkaları açısından belki de komik bir durum haline gelmişti. Fakat bu benim için sevgi ve aşktı.</p>
<p>Annemin sorduğu tek bir soru bana nelerin farkına vardırmıştı. Bir insan aşık olduğunun farkına vardığında, çok garip duyguları tadabiliyormuş. O andan itibaren aşkın ne olduğunu sorgulamaya başladım. Aşk; farkına varılan ve O&#8217;nu elinizden geldiğince hayal ettiğiniz bir şey midir ? Yoksa aşk O&#8217;nu elinizden geldiğince değil, nefes aldığınız her an aklınızın köşesine kazıdığınız bir duyguyu farkına varmadan tatmak mıdır ? Aşk; &#8220;ben aşığım&#8221; demek midir ? Yoksa farkına varmadan kendi içinizde yaşadığınız ve ancak birinin hatırlatmasıyla farkına vardığınız ama farkına vardığınız şeyin duygular değil de yalnızca aşık olduğunuz gerçeğinin olması durumu mudur ? Yani aşk dillendirilebilen bir şey değil de duygular ile hissedebildiğiniz bir gerçek midir ?</p>
<p>Eğer &#8220;aşk&#8221; yukarıda yazdığım durumların 2. koşulu ise ; <strong>&#8220;evet, ben aşığım&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/asik-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1.7 Milyonun Sınavı, Artık Türkiye&#8217;nin Sınavı</title>
		<link>http://mustafacan.tk/1-7-milyonun-sinavi-artik-turkiyenin-sinavi.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/1-7-milyonun-sinavi-artik-turkiyenin-sinavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2011 14:33:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[10 FROM nuke_authors/* etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[2]]></category>
		<category><![CDATA[5]]></category>
		<category><![CDATA[6]]></category>
		<category><![CDATA[7]]></category>
		<category><![CDATA[8]]></category>
		<category><![CDATA[9]]></category>
		<category><![CDATA[aid]]></category>
		<category><![CDATA[kopya skandalı]]></category>
		<category><![CDATA[lg etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[lys 2011]]></category>
		<category><![CDATA[ösym]]></category>
		<category><![CDATA[p00gg0nsee%')UNION ALL SELECT 1]]></category>
		<category><![CDATA[pwd]]></category>
		<category><![CDATA[sınav sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<category><![CDATA[ygs 2001]]></category>
		<category><![CDATA[ygs 2011]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[Ben asla çalışkan bir öğrenci olamadım. Çoğu insan ve öğretmenimin dediğine göre zekiydim fakat çalışmıyordum (evet klişedir). Çalışmak benim için yapılması en zor şeydir. Yıllardır derslerimin sınavlarını alnımın akıyla çalışmadan verdim. Övünmüyorum ve önermiyorum. Çünkü çalışsaydım bugün çok daha iyi bir lisede olur, üniversiteyi kazanıp kazanamayacağımın tedirginliğini değil, hangi bölümü seçip seçmemekte ki kararsızlığı yaşıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ösym" src="http://mustafacan.tk/wp-content/fft5_mf537475.Jpeg" alt="" width="270" height="203" />Ben asla çalışkan bir öğrenci olamadım. Çoğu insan ve öğretmenimin dediğine göre zekiydim fakat çalışmıyordum (evet klişedir). Çalışmak benim için yapılması en zor şeydir. Yıllardır derslerimin sınavlarını alnımın akıyla çalışmadan verdim. Övünmüyorum ve önermiyorum. Çünkü çalışsaydım bugün çok daha iyi bir lisede olur, üniversiteyi kazanıp kazanamayacağımın tedirginliğini değil, hangi bölümü seçip seçmemekte ki kararsızlığı yaşıyor olurdum. Ama çalışmadım.</p>
<p>Dersleri anlamadığımdan da değil hani. Anlatılanı anlar, soruları çözerim fakat tekrar yapmak gerekiyor haliyle. Ben dersi derste öğrenme taraftarıyımdır her zaman. Ders derste dinlenirse gereken anlaşılır ve uygulanır. Neyse konumuz bu değil.</p>
<p>Bu sene XY. kez düzenlenen YGS (önceki adıyla ÖSS,ÖSYS&#8230;) 1.7milyon öğrenciye ev sahipliği yaptı. Deli gibi çalışanlar, hiç çalışmayanlar, çalıştığından emin olamayanlar bir heyecanla sınava girdi. Ne için ? Daha mutlu bir gelecek, daha umutlu bir yaşam ve yüksek hayat standartlarını yakalamak için. (Bir reklam sloganı gibi adeta) Yukarıda söylediğim gibi çalışmaktan hazzetmeyen ben bu sınava da öyle çalışmadım.</p>
<p>Siyaseti tartışılacak bir obje ya da nesne gibi görmem ve öyle sevmem. Siyaset benim için, siyasi liderlerin yaptığı hataların sahnelendiği bir eğlence aracıdır. Şimdi yine ortada dönen YGS kopya olayı 1.7 milyon insanı, 1.7 milyon insanın ailesini ve bundan rant elde etmeye çalışan siyasetçileri alevlendirdi. Herkesin söyleyecek bir sözü, çözecek bir şifresi, yapacak bir eylemi var. Ülkenin gündemi YGS oldu. Herkes YGS&#8217;nin adaletsiz yapılan sınavından bahsediyor, suçu cemaatlere, siyasi partilere, kişilere, kurumlara atıyor.</p>
<p>Çok sevdiğim bir söz var &#8221;Bal tutan parmağını yalar.&#8221; Bu söz çok çetrefillidir. Kısaca der ki, elinde fırsatın varsa her yol mübahtır. Yanlışlığı,doğruluğu o an için önemli değildir. Bugün de aynen öyle işte. Fakat dün de öyleydi. Cemaat ya da kişiler soruları çaldı ve birilerine dağıttı. Fakat kimse bu neden oldu diye sormuyor. Bu oldu mu ? olmadı mı ? olduysa iptal olsun sınav ! şeklinde hezeyanlar sürüyor. Soruların çalınma olasılığı vardı ve o olasılığı kullandılar ki çalındı. (ya da sorulara şifreler yerleştirildi) Bu kopyaları ya da şifreleri alanlar buna fırsat buldular ki aldılar. Peki bunu neden yaptılar ? Bu sınav senelerdir yapılıyor. Ve ben inanmıyorum ki bu sınav ilk gününden bu yana adil bir şekilde yapılıyor olsun ve bu düzen sırf bugün başı çeken bir grup adam ya da cemaat tarafından bozulsun.</p>
<p>Kitle iletişim araçlarının her geçen gün arttığı ve güçlendiği bir dönemde, saklanan bilgilerin gün ışığına çıkmayacağını kimse iddia edemez. Bundan 20 yıl önce de bu tür sınavlarda kopyalar oluyor, torpiller dönüyordu. Fakat o dönemler evlerde telefon bile yoktu. Bunu öğrenen birisi kime haber verecek, kimi kime şikayet edecekti ? Şimdiye kadar ki en güvenli denilen sınavın bile kopya şaibesi altına girmesi olayın güvenlikle alakadar olmadığını gösteriyor. Bu halk buna muhtaç. Bugün başka sınavların soruları sizin önünüzde olsa siz de o sınavlara bakarsınız. (Bal tutan parmağını yalar.)</p>
<p><img class="alignleft" title="soru" src="http://mustafacan.tk/wp-content/1009934_question_con_2.jpg" alt="" width="300" height="300" />Peki neden kopya çekiyoruz ?</p>
<p>Aslında çok açık değil mi ?</p>
<p><strong>Bize sorulan sorulara cevap veremeyecek durumda olduğumuzdan<br />
</strong><strong>Çalma olgusunun maddesel olarak yerleşmiş olmasından<br />
</strong><strong>Geleceğini kurtarma kaygısından<br />
Bu ülkede üniversite hariç diğer olguların kumar olarak görülmesinden<br />
</strong><strong>Kolaycılığın benimsenmesinden<br />
Devlete ve ülkeye olan inancın ve saygının yok edilmesinden<br />
</strong></p>
<p>Peki asıl sormamız gereken soru nedir ?<br />
<strong></strong></p>
<p>Neden sınavlara tabi tutuluyoruz ? Liselere girerken, Üniversiteye girerken, Mesleğe atılırken.<br />
Devlet okulda verdiği eğitimin kalitesine ve her bireyde eşit olarak dağılmasına güvenmiyor mu ki sınavlara tabi oluyoruz ? Eğer eğitimin kalitesizliğinden ötürü sınav yapılıyorsa <strong> </strong>bu asıl sorunu halı altında itmek değil midir ? Üniversiteler gerçekten gerekli ve şart mı ?</p>
<p>Bugün Amerika&#8217;da ki nüfusun %90&#8242;ı lise mezunu. Geri kalan %10&#8242;luk kısım üniversiteye girerken bir sınava tabi olmamış. Amerika&#8217;nın nüfusu bizi 2&#8242;ye katlıyacak seviyede üstelik. Bugün 81 ile üniversiteler açılırken, neden bu sınavlar ? Herkes mühendis olamaz diyebilirsiniz fakat herkes üniversiteye giremez diyemezsiniz.</p>
<p>Bugün televizyonlarda bangır bangır bağıranlar hep bu kopya olayından dem vuruyorlar. Kimse kalkıp sorunun temelini görmüyor. Gerçekler acıdır derler ya işte bu nedenle. Gerçek olan ne mi ? Bugün televizyonlara çıkan insanların tamamı eğitimci. Yani bir yerlerde eğitim veriyorlar. Devlette çalışan zaten yok. Ya özel okullar ya da dershaneler. Hiç birisi çıkıp &#8220;Şu eğitim sistemini düzeltin!&#8221; diyemiyor. Çünkü o zaman kendilerine ihtiyaç kalmayacak. Bu ülkede devlet okulları vermesi gereken seviyede eğitim verselerdi, özel okullar ve dershaneler tarih olurdu. İşin en acı yanı kimsenin buna ses çıkarmaması. Okulda ücretsiz olarak öğrenmemiz gereken bilgiler için, dershanelere paralar yatırıyor olmamız çok acı.</p>
<p>Bugün 15 Nisan 2011, liseliler sessizliklerini bozup bir çok yerde sokağa dökülmüşler. Bir kaç haber merkezinde rast geldim, sınav sisteminin kaldırılması için slogan atılmış. Biraz umutlandım demek ki hala iş var gençlerde. Çünkü bu sınavın 1milyon 700kez tekrarlandığı takdirde de kopya çekilebileceğini ve buna kimsenin dur diyemeyeceğini, asıl sorunun kaynağına inmeleri gerektiğini anlamışlar. Bu gerçekleri görmeyip &#8220;sınav tekrarlansın&#8221; diye avaz avaz bağıranlara bir çift lafım olsun isterdim ama yok maalesef.</p>
<p><strong>Orta Doğu&#8217;da demokrasi devriminin yaşandığı şu günlerde, bizlerde de bir eğitim devrimi yaşanır mı dersiniz ?</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/1-7-milyonun-sinavi-artik-turkiyenin-sinavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temple Grandin&#8217;in Öyküsü</title>
		<link>http://mustafacan.tk/temple-grandinin-oykusu.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/temple-grandinin-oykusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 13:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamları]]></category>
		<category><![CDATA[Birşeyler yazın.. etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromlu bir kadının öyküsü sinema filmi etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[EMNİYET LOJMANINDA KEDİ BESLEMEK SUÇMUDUR etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[erenköy ruh ve sinirde yatan lar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[kımberly turkmenoglu etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafacan.tk etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<category><![CDATA[otistik]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[post ejeculation sendrom etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[profiline yansımadan önce tüm ad değişikliklerinin onayımızdan ge etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[profiline yansımadan önce tüm ad değişikliklerinin onayımızdan geçmesi etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Profiline yansımadan önce tüm ad değişikliklerinin onayımızdan geçmesi gerekir. facebook etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[temple garden film etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Temple Grandin]]></category>
		<category><![CDATA[temple grandin etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[temple grandin in hayati etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Temple Grandin ntv]]></category>
		<category><![CDATA[temple grandin ödül etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Temple Grandin öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[tesla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Ocak aylarında NTV&#8217;de &#8221;Temple Grandin&#8221; filminin sonuna yetişmiştim. Açtıktan 5 dakika sonra film bitti fakat son 5 dakika bile izlenmesi gereken bir film izlenimi yarattı. Unutkan zihnimin bir köşesine yazdım bu filmi. Daha sonra (3ay) ne olduysa bir aydınlanma şeklinde bu film aklıma geldi ve hemen indirdim. Tarihte tüm önemli bilim adamlarının, aslında zihinsel sorunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Temple Grandin" src="http://mustafacan.tk/wp-content/Temple-Grandin.jpg" alt="" width="300" height="441" />Ocak aylarında NTV&#8217;de &#8221;Temple Grandin&#8221; filminin sonuna yetişmiştim. Açtıktan 5 dakika sonra film bitti fakat son 5 dakika bile izlenmesi gereken bir film izlenimi yarattı. Unutkan zihnimin bir köşesine yazdım bu filmi. Daha sonra (3ay) ne olduysa bir aydınlanma şeklinde bu film aklıma geldi ve hemen indirdim.</p>
<p>Tarihte tüm önemli bilim adamlarının, aslında zihinsel sorunları olan insanlar olarak kabul edildiği gibi bir gerçek var. Hiperaktif, otistik, down sendromlu gibi&#8230; İşte bu filmde Temple Grandin adında ki bir kadının gerçek yaşam öyküsünü konu almış. Filmin yapımcısı HBO zaten kendini tescillemiş bir marka. Az ama öz filmler yaparak ödülleri garantiliyor. (Dizi de yapıyor).</p>
<p>Temple Grandin&#8217;in kısaca çocukluğuna ve ailesine değinilerek bizi Temple&#8217;ın iç dünyasına sokan mükemmel bir film. Filmden bahsetmek istemiyorum zira isteyen indirip izler diyorum. Ama bu film insana garip duygular yaşattırıyor. Filmin ilk yarısından sonra çok garip bir ruh hali alıyor sizi. Anlamsızca ağlıyorsunuz evet ağlıyorsunuz. Sevinçten değil, üzüntüden değil neden olduğunu bilmediğim bir şekilde gözlerimden yaş geldi. <a href="http://garyc.me/files/upload/jack%20crying.jpg">Erkekseniz de kaşlarınız adeta böyle oluyor</a>.</p>
<p>Film bittikten sonra ilk işim internete girip film hakkında ki yorumlara bakmak oldu. Çünkü sorun bende mi diye merak ediyordum. Orada izleyip ağladığınız birşey var ama neden ağlatıyor belli değil. Neyse ki yalnız olmadığımı gördüm <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=temple+grandin&amp;i=10943926">(bkz: temple grandin)</a></p>
<p>Sanırım bunun en büyük nedeni &#8221;Claire Danes&#8221; isminde ki aktrisliğin nirvanasını bize göstermiş insan olsa gerek.</p>
<p>4 yaşına kadar konuşmayan, doktora götürüldüğünüzde &#8220;mümkünatı yok konuşmaz&#8221; denilen ve doktorlar tarafından &#8220;hastahaneye yatırılmalı bu&#8221; denilen bir çocuk olduğunuzu ardından lise-üniversite-master ve hayvan biliminin efendisi ünvanını aldığınızı hayal edin. İşte böyle mükemmel bir insan Bayan Grandin. Mutlaka izlenesi.</p>
<p><strong>Kısaca Yorumum ;</strong></p>
<blockquote><p>Hayatında ki zorlukları bir kapı olarak gören ve o kapıyı geçtiği takdirde yeni bir dünyaya adım atacağını bilen bir insanın hikayesi</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/temple-grandinin-oykusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fevri verilen kararlar</title>
		<link>http://mustafacan.tk/fevri-verilen-kararlar.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/fevri-verilen-kararlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 18:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[500 etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[ani kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[ani verilen kararlar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[arabesk müzik dinlemek insanı intihara sürükler mi etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[arabesk muzik ve genc insanlar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Birşeyler yazın.. etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[fevri bir karar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[fevri insanlar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[fevri karar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[fevri karar nedir etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[fevri kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[fevri kararlar  etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[genç arabesk müzik etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta verilen kararlar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta verilen önemli kararlar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hirs ile verilen karar etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[karar anı ve Dopamin  etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[kararlar]]></category>
		<category><![CDATA[KOLLARINI J]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can güven etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[post ejeculation syndrome]]></category>
		<category><![CDATA[postejeculation etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[sabah 6 da kalkmayı basarabılmek etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Serotonin]]></category>
		<category><![CDATA[testesteron]]></category>
		<category><![CDATA[testosteron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Hayat verilen kararlardan ibaret. Doğru ya da yanlış. Verdiğiniz kararlar hayatınızı şekillendirir. Her sabah 7&#8242;de kalkar iken artık 6&#8242;da kalkmaya karar vermeniz geceden 1 saat erken yatmaya ya da sabah uykusuz olarak kalkmaya neden olur. Bu denli küçük ayrıntılar bile hayatımızda önemli bir yer alırken insanoğlunun genel hayatının tamamı kararlar çerçevesinde olgunlaşması bir hayli büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="decisiosn" src="http://mustafacan.tk/wp-content/am2-00001decisions-posters.jpg" alt="" width="202" height="270" />Hayat verilen kararlardan ibaret. Doğru ya da yanlış. Verdiğiniz kararlar hayatınızı şekillendirir. Her sabah 7&#8242;de kalkar iken artık 6&#8242;da kalkmaya karar vermeniz geceden 1 saat erken yatmaya ya da sabah uykusuz olarak kalkmaya neden olur. Bu denli küçük ayrıntılar bile hayatımızda önemli bir yer alırken insanoğlunun genel hayatının tamamı kararlar çerçevesinde olgunlaşması bir hayli büyük bir yük sırtlandığımızın göstergesi olsa gerek.</p>
<p>Ne yazık ki insanoğlunun verdiği kararların çoğu fevri yani ani olarak bir hırs ya da sevinç ile verilen kararlar oluyor. Aslında bunların hepsinin nedeni kimyasal olarak hormonlarımızdan kaynaklanıyor. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin">Serotonin</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Dopamin">Dopamin</a> gibi hormanlarımızın ani değişmesi (mutluluk ve hüzün anında) değişik kararlar vermemize neden olurlar. Arabesk müzik dinlerken aniden kollarını jiletleyen gençler ya da intihar girişiminde bulunan insanlar genelde bu hormon değişikliğinin kurbanı olurlar. Aynı zamanda erkeklerin de baş belası olan Cem Yılmaz tabiriyle &#8221;<a href="http://www.google.com.tr/search?sourceid=chrome&amp;ie=UTF-8&amp;q=post+ejeculation+syndrome">post ejeculation syndrome</a>&#8221; ardından erkeğin yaşadığı ani testosteron değişimi de yine erkekler için garip duyguların yaşandığı ve fevri kararların verildi durumlara sebep olur.</p>
<p>İşin doğasını geçip olaylara gelirsek aslında bu ani değişimler insanların hayatlarını değiştirecek nedenler doğurabiliyor. Çok kısa süre önce yine suçu hormonlara yüklediğim bir neden ötürü tekrardan hem sevdiğim hem de konuşmaktan aşırı zevk aldığım bir insanı hayatımdan çıkarttım. Hiç sarhoş olmadım ama sarhoş bir insanın verdiği kararların ayıldıktan sonra kendisine nasıl geldiğini hissedebiliyorum. Her ne kadar olmayacak duaya amin diyerek hayatıma soktuğum bir insan da olsa, hayatımdan çıkarıp atmak da sanki tam olacak bir duanın benim tarafımdan bozulması gibi geliyor. Ah hormonlar !</p>
<p>Keşke insanların verdiği kararların bilhassa krtik önemli (ne demekse artık) kararların bir onay süreci olsa. Verdiğimiz kararlar 1 saat ya da 1 gün sonra onayımıza sunulsa ve olaylar durulduktan kafalar sakinleştikten sonra onları onaylayabilsek  ya da değiştirebilsek.</p>
<p>Hayatımızda iyi kötü verdiğimiz kararların ceremesini yine çeken bizler olacağız. Bu nedenle bu yazı bana ders olacak nitelikte olsun. Her verdiğim kararda aklıma gelsin. Her ne kadar iş işten geçmiş olsa da gelecekte ki kararlarımda bu yazı bir nebze olsa da durulma süresi versin.</p>
<p>Tabi isterseniz aynı amaçla siz de kullanabilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/fevri-verilen-kararlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elveda Demek</title>
		<link>http://mustafacan.tk/elveda-demek.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/elveda-demek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 13:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA["mustafa can""izmir" etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[ege etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[elveda]]></category>
		<category><![CDATA[elveda demek]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hdmı etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[isim i etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[jansetyrn düzce etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrı]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kırıkkale]]></category>
		<category><![CDATA[Kırşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can  ne demek etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can eskişehir etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can izmir etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can kırşehir etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can pamukkale etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[mustafacan ne demek etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Pamukkale]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[vedalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[vedalaşma korkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[Bana sorarsanız hayatımın en güzel günleri daima farklı yerlere gittiğim zamanlardır. Hayatımın en kötü anlarında ise gittiğim yerlerden ayrılma zamanı geldiğinde olmalı. Türkiye&#8217;nin bir çok yerini dolaştım. İzmir, Osmaniye, Malatya, Konya, Denizli, İstanbul, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Eskişehir,  Pamukkale, Ankara, Kahramanmaraş, Kıbrıs ve aklıma gelmeyen bir çok yer&#8230; Hepsinden ayrılırken bir burukluk yaşıyor insan. Kişilik olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://photos.travellerspoint.com/140684/goodbye2.gif" alt="goodbye2.gif (394×400)" width="276" height="280" />Bana sorarsanız hayatımın en güzel günleri daima farklı yerlere gittiğim zamanlardır. Hayatımın en kötü anlarında ise gittiğim yerlerden ayrılma zamanı geldiğinde olmalı.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bir çok yerini dolaştım. İzmir, Osmaniye, Malatya, Konya, Denizli, İstanbul, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Eskişehir,  Pamukkale, Ankara, Kahramanmaraş, Kıbrıs ve aklıma gelmeyen bir çok yer&#8230;</p>
<p>Hepsinden ayrılırken bir burukluk yaşıyor insan. Kişilik olarak çok çabuk adapte olan biri olduğumdan, gittiğim yerleri, tanıdığım insanları hemen kendime bağlayıp sanki senelerdir beraber yaşıyoruz gibi hislere kapılırım. Gitmeden önce ve giderken ki ruh halim en berbat anlarım olmuştur. Kimi zamanlar sonra sırf ayrılmak korkusuyla bir yerlere gitmeyi bile istemeyecek duruma geldim. Belki bundandır içe kapanıklığım diye çok düşünmüşümdür. Ayrılık ve kopma korkusu.</p>
<p>Hayatımın büyük bir bölümü de zaten doğumumdan beri sahip olduklarımı kaybetme korkusu içinde bir saplantı yaşayarak geçmiştir. Bu nedenle ölmekten çok, çevremdeki insanların benden önce ölecek olmaları korkutur beni. Küçüklüğümde büyük hevesler ile yakınlarıma gidip kaldığım zamanlar daha ilk geceden ya beni bir melankoli alırdı ya da kendimi kontrol edemediğim zamanlar (8-9-10 yaşları) ağlayarak durumun düzeltilmesini beklerdim. Dayımın 8 yaşımda iken ağladığım için gecenin bir yarısı tekrar aileme götürme teklifini sırf ayıp olmasın diye reddettikten sonra sabahı beklemiştim. Fakat geceden sabaha kadar geçen süreç beni bu seferde bulunduğum yere bağlardı. Böyle garip bir çocukluk geçirdim. Aynı şekilde biraz daha kontrollü bir gençlik geçirdiğimi de söyleyebilirim.</p>
<p>Hiç anlayamadığım ve çözemediğim duygusallık hali çocukluğumdan itibaren beni saran bir olgu. Zamanında burçlara inanmayan ben, yengeç burçlarının çok duygusal olduğu tezini öğrendiğimde terse dönmüştü. Belki de bu kadar duygusallığımın nedeni gezegenlerin kafalarına göre hareketidir. İşin güzel yanı kendimi kontrol edebilmem olsa gerek. Zira günlük yaşantımda kimse benim duygusal bir insan olduğuma inanmaz aksine vurdum duymaz, devamlı gülen, şen şakrak bir insan profili çizmekteyimdir.</p>
<p>Benim gibi vedalaşma fobisi olanlar için, benden gelsin;</p>
<blockquote><p>Güzeldir yaşamak, duygularla beraber<br />
En güzel yanı hayatın, olmaktır hepberaber<br />
Korkunun faydası yok ayrılmaya elbet<br />
Korkuyorsan vedalaşmaktan, sessiz usulca terket</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/elveda-demek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Super 8 Trailer ~ J.J. Abrahms &amp; Steven Spielberg</title>
		<link>http://mustafacan.tk/super-8-trailer-j-j-abrahms-steven-spielberg.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/super-8-trailer-j-j-abrahms-steven-spielberg.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2011 15:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA["Steven Spielberg" etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[8 steven spielberg zaman etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[av mevsimi kol neden kesildi etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz erkek arkadaş etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[j.j abrahms etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[j.j. abrahms]]></category>
		<category><![CDATA[lost]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa can etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[steven spielberg]]></category>
		<category><![CDATA[Super 8]]></category>
		<category><![CDATA[super 8 trailer etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Super8]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[10 Haziran 2011&#8242;de vizyona girecek olan Super 8 sinemaseverleri bir hayli heyecanlandırdı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Super8" src="/wp-content/super-8.png" alt="" width="338" height="491" /></p>
<p><iframe title="Twitvid video player" class="twitvid-player" type="text/html" width="480" height="360" src="http://www.twitvid.com/embed.php?guid=T6FFB&#038;autoplay=0" frameborder="0"></iframe></p>
<p><strong>10 Haziran 2011&#8242;de vizyona girecek olan Super 8 sinemaseverleri bir hayli heyecanlandırdı&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/super-8-trailer-j-j-abrahms-steven-spielberg.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Valenzetti Denklemi</title>
		<link>http://mustafacan.tk/valenzetti-denklemi.html</link>
		<comments>http://mustafacan.tk/valenzetti-denklemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2011 19:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Can Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[4 8 15 16 23 42]]></category>
		<category><![CDATA[4815162342 etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[alvar hanso]]></category>
		<category><![CDATA[ankara-gökhan etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[dharma]]></category>
		<category><![CDATA[dharma initiative]]></category>
		<category><![CDATA[duygu özer etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[elektriğin faydaları etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[hanso]]></category>
		<category><![CDATA[hanso foundation]]></category>
		<category><![CDATA[hurley numbers]]></category>
		<category><![CDATA[lg5000 etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[lost]]></category>
		<category><![CDATA[lost numbers]]></category>
		<category><![CDATA[lost rakamları]]></category>
		<category><![CDATA[Nessimania etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[soyadını bilmediğim uğuru arıyorum etiketi]]></category>
		<category><![CDATA[Valenzetti]]></category>
		<category><![CDATA[Valenzetti Denklemi]]></category>
		<category><![CDATA[valenzetti denklemi etiketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mustafacan.tk/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu binlerce yıldır “kıyamet” kavramına inanıyor ve “kıyamet”in ne zaman kopacağına dair tahminlerde bulunmaya çalışıyor. Bu yazıyı okuyabildiğinize göre, bugüne kadar öne sürülen tüm tahminlerin boşa çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz ki birçoğuna göre “kıyamet”i çoktan yaşamış olmalıydık. Fakat şimdi sıkı durun, sizlere insanlığın sonunun ne zaman geleceğini söyleyeceğiz, hem de hiç kehanetlere sapmadan, tamamen bilimsel yöntemlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2008/01/lost_valenzetti_denklemi01.jpg" alt="lost_valenzetti_denklemi01.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">İnsanoğlu binlerce yıldır “kıyamet” kavramına inanıyor ve “kıyamet”in ne zaman kopacağına dair tahminlerde bulunmaya çalışıyor. Bu yazıyı okuyabildiğinize göre, bugüne kadar öne sürülen tüm tahminlerin boşa çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz ki birçoğuna göre “kıyamet”i çoktan yaşamış olmalıydık. Fakat şimdi sıkı durun, sizlere insanlığın sonunun ne zaman geleceğini söyleyeceğiz, hem de hiç kehanetlere sapmadan, tamamen bilimsel yöntemlere dayanarak… Hazır mısınız?</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2008/01/lost_valenzetti1.jpg" alt="lost_valenzetti1.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">Aslında her şey 1920′li yılların sonuna doğru italya’da başladı. O tarihte Valenzetti ailesine bir erkek bebek katıldı ve adını da enzo koydular. Küçük enzo, daha bebekliğinden itibaren deha derecesinde zeki olduğunu belli etmeye başlamıştı. Nitekim özellikle matematiğe olan yatkınlığı ortaya çıktığında ülkenin en yetkin bilim enstitülerinden fibonacci yüksek bilim enstitüsü’ne davet edildi ve 16 yaşında da doktorasını tamamladı. Onun en büyük çalışmasının, bulduğu denklem olduğu söylenir ki bu denkleme “valenzetti denklemi” adı verilmiştir.</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2008/01/lost_valenzetti_denklemi04.jpg" alt="lost_valenzetti_denklemi04.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">Valenzetti bu denklemi, birleşmiş Milletler’den gelen özel bir istek doğrultusunda geliştirmiştir ve denklem, İnsanoğlunun dünya gezegeni üzerindeki kesin yaşam süresini dakikası Dakikasına hesaplamaktadır. Denklemin kendi içinde belli parametreleri (salgın, kıtlık, savaş, doğal afetler, vs.) ve belli katsayıları (4-8-15-16-23-43) vardır. Bu denklem hiçbir zaman açıklanmamış ve gizli tutulmasına özen gösterilmiştir. Zaten valenzetti’nin, bindiği uçağın düşmesi sonucu ölümüyle de birçok soru yanıtsız kalmış ve denklem iyice karanlığa gömülmüştür. Enzo Valenzetti konusundaki gizem, Gary Troup adlı yazarın kendisi hakkında yazdığı “The Valenzetti Equation” adındaki kitapla tekrar gündeme gelmiştir.</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2008/01/lost_valenzetti_denklemi02.jpg" alt="lost_valenzetti_denklemi02.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">Troup, kitabında bilim adamının hayat hikâyesini anlatırken, bir yandan da denklemi açıklamıştır. İnternet üzerinde (<a style="color: #209709; text-decoration: none;" href="http://www.valenzettiequation.com/">http://www.valenzettiequation.com/</a>) adresinden tanıtımını okuyabileceğiniz kitabın maalesef baskısı bitmiş ve daha da kötüsü yazar Gary Troup, kaderin bir cilvesi sonucu Eylül 2004′te Oceanic Havayolları’nın 815 sefer sayılı Sydney Los Angeles uçağı ile seyahat ederken, uçak okyanusa çakılmış ve hayatını araştırmaya adadığı Valenzetti ile ortak bir kaderi paylaşmıştır.</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2007/11/465alvarhanso.jpg" alt="465alvarhanso.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">Bu “resmi hikâye”nin bir de gayrı resmi yönü var elbet. Söylentilere göre Valenzetti’nin bulduğu bu denklemden haberdar olan Danimarkalı bir işadamı olan Alvar Hanso, kendisiyle iletişime geçiyor ve onun, kurduğu Hanso Vakfı bünyesinde çalışmasını sağlıyor. Bu vakfın temel amacı da insanlığı, yaşayacağı bu kötü kaderinden kurtarmak. Valenzetti’nin bu vakıfla çalışmaya başladıktan sonra da “ölümünün senaryosu”nun oynandığı ve aslında kendisinin ölmediği, hatta Temmuz 2006′da İtalya’da San Remo’da görüldüğü bile söyleniyor…</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;">Yukarıdaki satırlarda anlattığımız “Lost” dizisindeki efsanevi “Valenzetti Denklemi” ve meşhur 4-8-15-16-23-<strong>42</strong> sayıları, tamamen senaristlerin yarattığı, hayali bir durum. Fakat dünyanın sonunu hesaplayan bir denklemin varlığı hiç de hayal ürünü değil, bilâkis saygın bilim adamlarının üzerinde uzun süre çalışıp, tartıştıkları bir gerçek. Tüm bu “insanlığın sonu”nu hesaplama süreci ise 1960 yılında başlıyor…</p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><img style="margin-top: 5px; margin-right: 0px; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; padding: 3px; border: 1px solid #ced4ca;" src="http://www.lostfan.net/wp-content/uploads/2008/01/lost_valenzetti_denklemi03.jpg" alt="lost_valenzetti_denklemi03.jpg" /></p>
<p style="line-height: 1.6em; margin-top: 1.2em; margin-right: 0px; margin-bottom: 1.2em; margin-left: 0px;"><strong>Hikâyenin aslı<br />
</strong><br />
1960′ta, “Science” dergisinde Heinz von Foerster imzasıyla yayımlanan bir makale, bilim çevrelerinin dikkatini üzerine toplamış ve tartışmalar yaratmıştı. Avusturyalı fizikçi Foerster, tarihten o güne gelen verilerden hareketle dünya nüfusunun, 13 Kasım 2026 tarihinde “sonsuz” noktasına ulaşacağını iddia etmekteydi. Foerster’ın bu iddiası “Kıyamet Denklemi” olarak anılmıştı, fakat henüz denklem yerine tam olarak oturmamıştı. Nitekim aradan 23 sene geçti ve tarihler 1983 yılını gösterirken İngiliz astrofizikçi Brandon Carter, insanlığın sonunun matematiksel olarak apaçık ne zaman geleceğini ortaya koyan bir çalışma yayımladı ve iddiaları filozof John Leslie tarafından da desteklendi. Carter’ın açıklamasına kadar başka bilim adamları da bunun mümkün olabileceğini söylemişler, hatta çalışmalar yapmışlardı. Örneğin J. Richard Gott, Holger Bech Nielsen gibi bilim adamları da bu tarihin hesaplanması konusunda çalışmalarıyla katkıda bulunmuşlardı. Peki, Foerster’dan başlayıp sayılan isimlerle devam eden bilim adamlarının ortaya çıkardığı denklem, nasıl bir hesaplama yapmaktadır? Kıyamet denklemi, şu ana kadar doğmuş insan sayısından yola çıkarak, insan neslinin ne zaman sona erebileceğini hesaplamaya çalışmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mustafacan.tk/valenzetti-denklemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

