Bir albümü, sanatçıyı ve şarkıyı sıkılmadan kaç kere dinleyebilirsiniz ? Bunun muhakkak bir sınırı vardır. Zira bir şeyi sık sık yapar hale gelmeniz o şeyden bıkmanıza kolayca sebep olur. İşte sıradan bir albüm,sanatçı ve şarkı için bu tekrar oranı 5, daha iyisi için 15 çok daha iyisi için 35 ise; Florence and The Machine grubu ve Ceremonials albümündeki şarkılar için bu sınır henüz çizilmemiştir.
Önce Florence Welch’in solistliğini üstlendiği bu grubun “You’ve Got the Love” isimli şarkısıyla karşılaştım. Sıkılmadan defalarca dinledim. Tabi o sıralar ne söyleyeni ne de grubu araştırmak hiç aklıma gelmedi. Çünkü bunu ne zaman yapsam hep bir hüsran oluyordu. 20 şarkılık albümden hep 1 tanesi iyi oluyor ve ben de hep ona denk geliyordum. Fakat daha sonra bu muhteşem grubun ilk albüm çalışmasını dinledim. (Lungs – 2009)
Eskiden iPod’umda mevcut olan karışık şarkıların arasında önce bu grubun şarkılarını attım. Fakat daha sonra bu gruptan başka bir şey dinlemediğimi farkettim. Tüm şarkıları silip yerine Lungs albümünü yükledim. Defalarca milyon kez dinlediğim albümün her şarkısı ezberimde. (Rabbit Heart favorimdir.)
Şimdi aynısını bu yeni albüm için de yapıyorum. Peki bunu nasıl başarıyorlar ? İlk albümden tüm şarkıları mükemmeldi. İkinci albümde de durum aynı. Tarzını kaybetmeden aynı güzellikle tüm şarkıları aynı tadı veriyor. Şimdiden 100′den fazla dinledim yeni albümü. Her gün okula giderken de dinlemeye devam ediyorum. Yeni albümün ise yılın en iyi 25 albüm çalışması kapsamına gireceğine inanılıyor (ben de öyle).
Yeni albümün ve grubun büyük bir takipçisiyim şu sıralar. Umarım bu tarzını ve tadını bozmadan devam ederler. Yazımı sonlandırırken sizlere yeni albümün en güzel parçalarından birisini sunuyorum. Şarkının sözleri büyük bir incelikle yazılmış ve “Frida’nın -What the water gave me ?-” isimli tablosundan esinlenilerek yazılmış.








Google Plus’ın parladığı şu günlerde en zor iş kullanıcılara düştü. Zira Facebook,Twitter,FriendFeed ve son olarak Google Plus derken kullanıcılar hangisini takip edeceğini şaşırdı.
Geçtiğimizi haftalarda Facebook “








Hiç kuşkusuz hepimiz öleceğiz ve bunda hepimiz aynı görüşteyiz. (Öyle miyiz ?)
İzlediğim filmler hakkında eleştirel (iyi ya da kötü) yazılar yazmak bana çok ukalaca geliyor. Takip ettiğim bir çok blog’da da bu ukalalık yapılıyor. Toplamda bu yazı ile birlikte 3 tane yazım olacak izlediğim filmler hakkında sanırım. Zira izlediğim filmlerin yorumlarını buraya yazacak olsam vakit yetiştiremezdim sanırım.

Türkiye’nin ve Dünya’nın en çok ziyaret ettiği ve vakit geçirdiği bir web sitesinde, güvenlik sorunlarının, virüs tehditlerinin ve sazan avlayanların olmamasını beklemek elbette mümkün değil.
Öncelikle kullanıcılar “Harika Metod” adı altında yayın yapan bir web sitesinden haberdar oluyorlar ve web sitesinde ki yönergeleri uyguluyorlar.
İnsanoğlu sabahları en garip ruh halini yaşar. Kimi zamanlar mutluluğu yakalasa da çoğu zaman sabahların erken saatleri mutsuzdur. Bunun en birincil durumu çocuklarda görülebilir. Uyandıkları zaman huysuzlukları üzerinde olur. Bana göre bunun en büyük nedeni biyolojik saatin uyanılan saate adapte olamamasındandır. (Apayrı bir yazı konusu)
Şu sıralar internette sıkça dolanan 60-70-80′lerde çocuk olmak videoları ve yazıları dikkat çekmekte. Her ne kadar amatörce hazırlanmış videolar olsa da gereken hissi veriyor. Ama bana göre en değişik zamanlar 90-94 arası doğan kişilerde gözlenebilir.


