Bilgilendirme !

Aslında böyle şeyleri sevmem. Ama hatrı sayılır sayıda soru aldığımdan belirtmekte ve açıklama yapmakta zorunlu hissettim.

Uzun süredir web sitemin istatistiklerine bakmıyordum. Neden bakmıyordum ? Blogum aslında benim kendi imleme sitem. Buraya aklıma gelenleri yazarken beğeni kaygısı taşımıyorum ya da kaç kişi okur acaba ? gibi ikilemlere girmiyorum. Fakat rastgele farkettiğim istatistikler sonucu web siteme günlük 100 tekilden fazla ziyaretçi alıyorum. Çok sarkastik bir rakam değil ama kendim için yazdığım bir bloga göre bayağı fazla. Ve bununla birlikte yazılarımın devam edip etmeyeceğine dair mailler ve formspring üzerinden sorular alıyorum son olarak facebook üzerinden eklemeler ile soru soranlar olunca artık bir bilgilendirme yapmam gerektiğini anladım.

Yazılarım devam edecek mi ?

Öncelikle şunu belirteyim. Yazar değilim. Güçlü bir kalemim olduğunu da iddia etmiyorum. Buna karşılık aklıma geldikçe ve söyleyecek birşeylerim oldukça yazıyorum. Vakit buldukça ve zihnim müsait oldukça yazacağım.

Formspring üzerinden sorulara cevap verecek miyim ?

100′den fazla soru şuan bekliyor ve daha fazlasını da silmiş bulunmaktayım. Formspring’de belirttiğim bir kaide var. O kaideye göre sorular soruları cevaplamaya çalışıyorum. Fakat çok acayip sorular geliyor. Kimisine cevap verip vermemekte kararsız kalıyorum, kimisi zaten cevap verilemeyecek durumda şeyler bunun yanında soru sorup cevap alamayınca ”Neden cevaplamıyorsun ?” diye tekrar soranlarda oluyor ne yazık ki.

Maillere geri dönecek miyim ?

Çok güzeller mailler gelmekte öncelikle hepinize teşekkür ederim. Fakat yazılarım hakkında bana mail göndermek yerine site üzerinden yorum yaparsanız daha memnun olurum. Günde yüzlerce mail geliyor ve ayrıştırmakta zorlanıyorum. Kimisi sizlerden kimisi başka yerlerden siz de hak verin bana.

Facebook hesabını eklediğimizde reddediyorsun neden ?

Facebook, dikkat ederseniz ”arkadaş ekleme”ye odaklı. Her ne kadar, hiç yüzyüze görüşmediğim insanlar ekli olsa da hesabımda, benim için önemli ve her an ulaşmam gereken insanlar var facebook hesabımda. Buna rağmen illa ekleyeceğiz derseniz FriendFeed ya da twitter üzerinden takip edebilirsiniz. Zira orda da zevklerimi paylaşmaktayım.

Tekrar belirtiyorum; önemli bir kişi değilim, ünlü değilim ve böyle bir iddiam da hiç olmadı. Kendi başına yaşayan ve kendine has zevkleri olan bir ademim. O nedenle bu yazıdan sonra sakın ola yanlış anlaşılmayayım.

Elimden geldiğince talepleri karşılayacağım.

İletişim :

mustafacan46@gmail.com

Ekranın sağ tarafta sosyal medya hesaplarımı görebilirsiniz.

Kişi hiçbir şeydir. Network ise herşey !

4774020533_3b1c4d9ed5.jpg (500×333)Değişen dünya size daima yeni şeyler öğretiyor ve katıyor. Bunlardan birisi de Networking yani kabaca “sahip olduğun kitle” diyebiliriz.

Kısaca size Nikola Tesla’dan bahsetmek istiyorum. Kendisi gelmiş en büyük mucittir. Bugün evlerimize giren Alternatif Akımın (AC) öncüsüdür. 600′den fazla patenti ile dünyanın en fazla patente sahip şahsıdır. Evinizde yemek ısıttığınız mikrodalga fırının, beyninizin içine seyahat etmenizi sağlayan MR’ın ve hatta kablosuz elektrik gibi çılgın icatların mucididir.

Fakat adını bi Thomas Edison (ampülü icat eden adam) kadar bilmeyiz ve hatta 10 kişiden 8′i adını duymamıştır. Tesla, Edison’un kendisini hezimete uğratmasıyla bir otel odasında 5 parasız ölmüştür. İşte bunun en büyük nedeni Edison’un sahip olduğu bir mucitten çok, tüccar kafası ve Networking’i dir. Edison’un sahip olduğu bağlantılara Tesla sahip olsaydı dünya bambaşka biryer olabilirdi.

Bugün aynı durum günümüzde de geçerli. Nekadar iyi şarkıcı, yazar, oyuncu, düşünür olursanız olun çevreniz ve bağlantılarınız yoksa hiçbir şeysiniz. Ben bugün bunu gördüm !

Facebook üzerinden paylaştığım bir gönderi 180 kişilik arkadaş listem tarafından herhangi bir beğeni almadı ;

Aynı iletiyi arkadaş listemde bulunan 200 kişilik bir arkadaş listesine sahip olan birisi (ç)alıp paylaştığında (:p) durum “can sıkıcı” idi.

Bu durumda söyleyebilirim ki, ne kadar özgün, ne kadar mükemmel gönderiler de paylaşsam benim beğeni almam zor.
Fakat arkadaşım ; üretmesine gerek kalmadan, sadece benden (ç)alarak ünlü dahi olabilir.

Bu durum bir arkadaşım tarafından da yüzüme vuruldu (gerçekler acıdır) ;

glsm.png (522×103)

Buradan çıkarılacak ders açık ; Takdir ve beğeni almaman yaptığın işin yanlış ve kötü olduğunu göstermez. Bilakis çevrenin bunu anlayacak bir kapasitede olmadığını gösterir. (sert konuştum) (canım yanmış olabilir) (şaka şaka)

Kişi hiçbir şeydir. Network ise herşey !

___________________________________________________________________________________________________

Bu arada teselli olması açısından ekliyorum. Gönderim 3 beğeni ve 102 yorum topladı.

ben2.png (468×151)

“İş bu yazı tamamen hayal ürünüdür. Olaylar yaşanmıştır fakat yazar asla beğeni kaygısı taşımamıştır.”

Bir bildirimle gelen mutluluk…

facebook_notifications_i_bet_you_love_them_too_tshirt-p235117531878817575qiuw_400.jpg (400×400)Yeni nesil olarak hep eleştirildiğimiz bir nokta vardı. Mutlu olamamak…

Ailelerimiz sürekli bundan yakınır ; “biz sizin zamanınızdayken bukadar imkanımız yoktu ama mutluyduk” gibilerinden sözleri çok söylerlerdi. Ki haklılar da. Öyle bir toplum olmuştuk ki teşekkür etmeyi sevmez, teşekkür edilirse mutlu olmaz idik. Bizi sevindirecek şeyler ihtiyacımız olan yada olmayan maddiyata dayalı isteklerdi. Kimisi için yeni bir bilgisayar kimisi için yeni bir kolye.

Düzen böyle devam ederken sosyal medyalar çıktı karşımıza. Facebook, twitter gibi…
Paylaştığımız videolar, etiketlediğimiz resimler ne kadar beğenilir ve yorum yazılırsa okadar mutlu oluyorduk. Çevrenizde ki hemen herkes bu sosyal ağlara üyedir. Facebook’a giriş yaptığı sırada beliren “Yeni Bildirim !” simgesini görüpte nasıl kalbinin atışlarının hızlandığına tanık olabilirsiniz insanların ya da kendinizin : ). Yadırgamıyorum keza bende öyleyim. Her nekadar yazılarımı, paylaştıklarımı beğeni ve takdir almak için yazmıyorsam da beğenilmek herkesin hoşuna gidiyor…

Ve sosyal medya ile birlikte bize de artık mutluluk geldi. Facebook’tan gelen bir mail hepimizi heyecanlandırıyor. Facebook açılana kadar “acaba ne yazdılar ? kim ne etiketledi” gibi düşünceler aklınızı oyalıyordur. Güzel değil mi ama ? Maddiyata bağlı olmadan mutlu olabilmek. Sadece 1 bildirimle. Bence muazzam !

Bugün 1 gönderiyi beğenerek başkasını neşelendirmeye ne dersiniz ?  : )

2 Ekim 2010 ~ Ankara e-Tohum Kampı

e-Tohum Nedir ?

e-Tohum kısaca parası olan yatırımcı ile projesi olan girişimciyi bir araya getirerek şirketleşme sürecine katkıda bulunan uzun süredir takip ettiğim bir oluşum. Ankara’ya geldiğini duydum gitmemek olmaz dedim.

2 ekim sabahı bir umut ile yola koyuldum. Daha önce önünden geçmediğim, yerini izini bilmediğim bilkent cyberpark‘ı sora sora bağdat bulunur hesabıyla arar bulurum diyerek çıktım yola.
45dakikalık belediye otobüsü macerası sonrasında güvenpark’a vardım. Bilkent otobüslerini yana döne aradım ve 111 nolu 2. belediye otobüsü maceram başladı. 40dakikalık bir yolculuk sonrası yanlış otobüste olduğumu farkettim. Bilkente giriş yolunda indim ve 45 dakika boyunca 2km yokuş yukarı uzun ve yorucu bir yoluda geride bıraktım.

Neyse velhasıl nasıl ettiysem doğru yere gelmeyi başardım. Kapıdan içeri girdim asansörle 8. kata çıktım. Daha önce bu etkinlikte bulunmadığımdan her adımda bir tedirginlik ve tedbircilik vardı. Asansörden indim 100den fazla insan bir salonda toplanmış bir konuşmacıyı dinliyorlardı. Yaka kartından hatırladığım kadarıyla adı “Ertuğrul” beydi sanırım. Kendisi kısaca konukları “speed networking” için hazırlıyordu.  Nasıl tanışılır ? Nasıl el sıkılır ? gibi adab-ı muaşeret kurallarının üstünden geçtik.

Ardından bizlere bir zarf verildi, içinden renkli bir rakam çıktı. Herkes rakamına göre masasına gidiyor, rengine görede 5dk sonra masa değiştiriyordu. Yani 5 dakika boyunca masanızda kim varsa elini sıkıp, hatırını sorup, ne işle meşgul olduğunu öğrenip, zili duyunca bir sonraki masaya adım atıyorduk. Yaklaşık 1 saat içinde bu speed network olayı bitti ve ben bu süreçten memnundum. Yani hiç tanımadığım bir insanın elini sıkıp hatrını sorup hakkında bilgi almak güzel ve cesurca bir hareketti.

Daha sonra yemeğe geçtik. Böyle bir etkinlikte yemeğin etkinlik sahibi tarafından karşılanması açıkçası şaşırttı. Yemeğimi alıp şuan adını kartvizitine bakarak yazdığım Halis beyin tek başına bulunduğu masaya oturdum. Kendisi grafik uzmanıydı sanırım. Biraz sohbet ettik bana iletişim bilgilerini verdi bir takım konularda görüşmek için memnun oldum ve bende contact bilgilerimi ona sondum. Ve biraz sonra masamıza Bülent Yılmaz (Turkcell ürün ve servis geliştirme) bey oturdu. Kendisiyle eğlenceli ve güzel bir sohbet yaptık.Açıkçası bu sohbetler her gün yapabileceğim tarzda değildi. Yani sosyal medya, internet sektörü ve bu tabakaya yönelik şakalaşmalar herkesin bildiği ve anladığı durumlar değil. Kendisi benden iletişim bilgilerimi istedi ve bana kendi iletişim bilgilerini verdi ve yemeğimizi bitirdik.

Böyle bir oluşumda ilk kez bulunduğumdan dolayı benden istenilen ve bana sunulan kartvizitler bende ayrı bir heyecan oluşturuyordu. Çünkü bu kişilerin bana sonraları dönebileceğini düşünerek ve belkide geleceğimi şekillendirecek adımlar atmamı sağlayacaklarının hayallerini kurarak alıyordum ve veriyordum iletişim bilgilerini. Belkide bukadar ümitlenmemem gerekiyordu belkide kartvizit alıp vermek böyle etkinliklerde sıradan ve olması gereken bir görgü kuralı gibi birşeydi.

Daha sonra yemeksepeti.com’un kurucusu Nevzat Aydın ile yemeksepeti’nin ve kendisinin hikayesini dinledik. Eğlenceli ve güzel bir deneyim oldu. Her konuşulanı 4 kulak dinliyordum. Belki anlatılanları ayrı bir yazıda yazarım. Nevzat beyden sonra kısa bir çay molası verildi. Daha sonra Nokia’dan Salih Özkan / A. Selim Aytuna bize biraz nokia’dan biraz ovi’den bahsetti ve Türkiye’den ovi için türkler tarafından yapılmış yazılım ve oyun beklentilerinin olduğundan bahsetti ve pazarın lideri olduklarını söyledi. İnandırıcı değildi. Çünkü symbian ile akıllı telefon pazarında kolay kolay birinci olamazlar açıkçası. Neyse bundan sonra tekrar kısa bir çay ve pasta-kurabiye molası verildi.

Ve son olarak belkide en keyifli konuşmayı yapanBilyoner.com‘un genel müdürü Sait Kayahan konuşma yaptı. Aslında konuşmadan çok dostça bir sohbet havasındaydı. Bilyoner.com’un ve kendisinin öyküsünü onun neşeli tarzıyla dinledik.

Sonuç olarak güzel bir etkinlik oldu, güzel bir ambiyans yaşandı. Kampdan ayrılırken açıkçası bir umut vardı içimden. Aldığım kartvizitler, verdiğim ulaşım bilgileri bana belki bir şekilde, güzel bir şekilde dönecek gibi hissettim. Umarım döner. Dönmezse de artık bu tür contact alışverişlerinin sıradan olduğunu anlamış olurum. Benim için güzel bir deneyimdi. Kısmet olursa kasım ayında planlanan 2. etkinliğide katılmayı düşünüyorum…

Twitter Kullanım Sanatı

http://img03.blogcu.com/images/b/e/n/benyaziyorum/c87ae403cb9ff6272078963d54f075a9_1273573374.jpgİnternet son 5 yıldır hayatımızda daha fazla yer alıyor artık. Eskiden internet istesekte fazla vakit geçiremeyeceğimiz bir ortamdı. Forumlar, haber siteleri, oyun siteleri, alışveriş siteleri gibi bir çok seçenek vardı fakat bunlar kullanıcı uzun süre kendinde tutmaya kaynaklı değillerdi.

Türkiye’yi ele alalım. 20milyondan fazla internet kullanıcısı var. Fakat bu kullanıcı sayısının 1 milyonunu kendine çeken herhangi bir web sitesi yada uygulama ne acıdır ki bir elin beş parmağını geçmeyecek şekilde ve bunlarda yabancı kaynaklı siteler.

Şüphesiz artık herkesin facebook, friendfeed yada twitter hesabı vardır. Yoksa hemen edinin :) Peki kullanıcıları kendine çeken özellikleri ne bu sitelerin ? Facebook nasıl olurda 500milyon kullanıcının ortak noktası haline gelir ? 500milyon yahu. Bugün facebook kalksa dese ki “ülke kuruyorum her facebook üyeside vatandaşım olacak” dünyanın en fazla nüfusa sahip ilk 3 ülke arasında yerini alacaktır. Facebook temel itibariyle ; eski okul arkadaşlarını ve dostlarını bul mantığıyla çıktı. Fakat herşey gibi popülerlik arttıkça ana kullanıcı istekleri göz ardı edildi. Facebook artık arkadaş bulmaktan fazlasını yapıyor. Neyse lafı fazla facebook ile uzattık. Konumuz twitter.

Twitter dünya üzerinde facebook kadar kendine yer edinmiş hatta daha ileri giderek ünlülerin de durak noktası oldu. Temel anlatımla twitter ; 140 karakter ile ne yapıyorsan, ne yaşıyorsan ve ne hissediyorsan onu yaz mantığını içeriyor. ve ilk günden bugüne çizgisinden kaymadı. Tweet etmek, Retweet etmek ve hatta Yonca Evcimik deyimiyle “twitine banmak” gibi bir çok terim hayatımıza girdi. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız bile twitterda iken siz neden yoksunuz ?

Sosyal medyanın en güzel özelliği hiç kuşkusuz şudur ; herkes tek, herkes eşit. Japon kalede maç yapmak gibi. (Benzetmeye bakın)
Fakat twitter bana insanlar hakkında okadar çok bilgi veriyor ki :) Mesela bazıları ;

  • İnsanlar sınırlanmaktan hoşlanıyor. Bilhassa gerçek hayatta sınır tanımayan insanlar 140 karakter sınırına son derece sadıklar
  • İnsanlar eleştirileri kaldıramıyorlar. Bu nedenle “iletişim” yapmak yerine “ileti” göndermeyi seçiyorlar.
  • İnsanlar böcek gibidir. Nerede ışık varsa oraya gelirler. Burada ışık ünlü ve dikkat çekici şahıslar oluyor.

Kısaca özet bu twitter hakkında. Peki bu sosyal koca dünyada bende Twitter sahibimiyim ?  evet öyleyim : http://twitter.com/mustafacan46 – Nacizane takipçilerimle kendi kendime tweet atmaktayım. :)

İnternetin Fa”i”deleri

http://www.aytacmestci.com/wp-content/uploads/2009/10/internet_advertising.jpgBugün bu yazıyı okuyorsanız %101 ihtimal ile internet nedir bilirsiniz kabaca. Ama internetin ne kadar büyülü bir dünya ve geleceğin eğilimi olduğu hakkında bilginiz var sorgulamam gerek.

Bugün dünyanın en zengin insanı ekmeğini(!) internet ve sanal alem sayesinde kazanıyorsa insanların internete artık bir “pazar” gözüyle bakması gerekir. İnternet üzerinden ulaşabileceğiniz insan sayısı ve pazar payı gerçekte elde edemeyeceğiniz kadar fazla.

Türkiye’de açacağınız bir dükkan ile Amerika’da müşteri potansiyeli olan bir bireyin gönlünü çelmek kolay değildir. Aynı dili konuşmazsınız ve ona ulaşamazsınız. Araya internet girerse siz istemeseniz de sizi Çin’den bile bulurlar. İnternet üzerinden açacağınız bir sanal mağazanın giderleri, mahallenizde açacağınız bir dükkanın kirasının yarısı bile değildir. Gideri az geliri yüksek bir ticarethane sunar size internet.

Bukadar anlatımdan internette ticaretin durumunu anladınız. Geniş ve çepeçevre bir evren. Peki ya diğerleri ? Türkler olarak bir gerçek var ki girişimce ve süper sosyal insanlar değiliz. Sıcak kanlıyız doğrudur ama tanıdığımıza, işimize yarayacak adama, sevdiklerimize…

Peki ya tanışmak istediğimiz güzel bir bayana karşı ? Ya da ilgimizi çeken arkadaşımız olmasını istediğimiz bir erkeğe karşı ?
Aramızda yüzsüzler yok mu ? Elbette var ! Her ortama uyum sağlayan insanlar vardır ki böyle olmayıda hep istemişimdir.

Eğer sizde benim gibi arsız ve yüzsüz değilseniz internet sizin için mükemmel bir ortamdır. Sosyal alemin doruk noktasıdır. Kapı komşunuz Gülben Ergen olsa gidip tanışmakta güçlük çekersiniz ama internette Gülben Ergen’e kilometrelerce uzakta da olsanız mesaj gönderebilir, fikir sunabilir, hatta tedirginliklerini bile rahatça takip edebilirsiniz. (Gülben Ergen nerden çıktı diyenlere ; twitter’da kendisi son derece aktif olunca hep aklımda).

Facebook, Twitter & FriendFeed gibi büyük sosyal ağ siteleri hayatımıza girdikten sonra “arkadaşlarımızın sayısı” cep telefonunda kayıtlı olan arkadaşlardan daha fazla oldu.İnternet üzerinden düzinelerce arkadaş edinebilirsiniz, sevgiliniz olabilir, evlenebilirsiniz sınırı olmayan bir sosyallik sizleri bekliyor.

Yeni çağda popülerliğimiz Facebook’ta ki arkadaş sayımız ve Twitter’da ki takipçi sayımız ile orantılı olmaya başladı. Sizin sünnetlik resimlerinizi ilkokuldan beri görmediğiniz arkadaşlarınız görür oldu. Sevgilinizle durumunuzu mahallenin bakkalı hüseyin amca internetten takip eder oldu. Kısacası internet herşeyimizi açığa vurdu. Ama insanlar genede memnun. Demek ki buymuş beklenilen.

İnternet üzerinden yaptığım herşeyi göndermeye meraklıyımdır. Benim için problem yok. İnternetin faydaları benim için sayılamayacak kadar fazladır.

Sonuç olarak demek istediğim şu ; internet büyülü ve geniş bir dünya. Doğru kullanıldığında saygın,geniş çevreli,evli,iş sahibi ve bilgili bir insan olursunuz. Fakat yanlış kullanım size birşey kazandırmamak ile birlikte vakit kaybına neden olur.

İnterneti doğru ve etkili kullanmanız dileğiyle…

Arama
RSS
Beni yukari isinla