Merhaba oradaki ? Çok merak ediyorum acaba şuan bunu okuyan var mı ? Aklımda yazacak çok şey var fakat bunları yazıya dökecek sabır ve azim bende yok. Şuan biraz gaza gelmiş olabilirim ve bu yüzden bu yazıyı okuma fırsatını bulmuş olabilirsin. (Hala kimsenin beni iplemiyor oluşu da bir gerçek tabi.)
Uzun süredir yazmıyorum. Bakın o kadar üşengecim ki son yazımın tarihine bakıp ”şu kadar zamandır yazmıyorum” da diyemiyorum.
Çok farklı bir döneme girdim. Kız olsaydım PMS dönemi tanımlardı bu dönemimi. Fakat uzun soluklu bir durum aynı zamanda.
İnandığım şeyler, sevdiğim şeyler, yaşadığım şeyler, yediğim şeyler, giydiğim şeyler, izlediğim şeyler… hepsi değişti. Herşey ne zaman başladı ve neyin zincirleme reaksiyonuydu bilmiyorum ama something happened.
Çok farklı bir insanımdır. Bunu övünmek için söylemiyorum. Zira övünülecek birşey de değil bu. Öyle ki kimse sizi tanımıyor. Aileniz, arkadaşlarınız ve sevgiliniz. Bakın bu ergenlerin ”kimse beni anlamıyor” tribi değil. TANINMAK bambaşka bir fiil. Ben bile tanımıyorum, başkaları nasıl tanısın ?
Şu blogdaki yazılarımı, twitlerimi, yazdıklarımı, yaşantımı ve zihnimdekileri birisi incelese kesinlikle her bir parçanın bambaşka bir ülkeden, bambaşka bir insana ait olduğunu söyler. Çünkü böyleyim.
İlerde eğer evlenirsem, eşimin asla beni tanıyamayacağını biliyorum. O benimle değil bende gördüğü ile evlenecektir muhakkak. Şu yazıyı yazarken bile konudan konuya atlayışım beynimin çoklu çalışmasından. Tekrar söylüyorum; bu bir övünme ya da mutluluk değil. Çünkü bu iyi birşey değil.
Bir zamanlar birisini tanıdım. Birisini sevdim. Birisine içimi açtım. Onu ondan daha iyi tanıdım. Onun da beni tanıdığını sandım. Gün geldi o benden vazgeçti. Gün geldi ben ondan vazgeçtim. Fakat tekrar vazgeçişten vazgeçtiğimiz bir gün hep geldi. Sonunda yine bir vazgeçiş vardı. Ve o artık yoktu. Üstelik vazgeçtiğini bile söylemeden.
Herşey üst üste geldi. Bunun üstüne yaşadığım yer değişti. Çevrem değişti. İnsanlar değişti. Bakış açım değişti. Fırsatlarım değişti ve ben geliştim. Fakat o, bende değişmedi. (Ha bu arada bu değişimlerden etkilenmedim. Alışma sorunu yaşayan insanlardan değilim.)
Hep bir neden aradım. Neden ? Sen uyurken sana birşey söylemeden çeken giden insanlar hep filmlerde olur sanırdım. Ayrılık doğanın kanunu elbette fakat nedensiz ? En ufak ve saçma bir neden dahi yok mu ? Arkada bırakılan insanı avutacak kadar da mı yok ? Üstelik bunu yapan insanın hep diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorsanız ? Belki de farkını ortaya koymuştur.
Burçlara inanmam fakat lanet bir duygusallık vardır üzerimde. Yengeç burcunun getirdiği birşeymiş. Bana sorsalar şen şakrak biri olmak isterdim. Ki öyleyimdir de. Çevremde hiç bir insan benim ağlayabileceğime inanmaz zaten ağlamam da. Tüm bunları gizli yaşarım genelde. Shrek izleyenler bilir; Fiyona her daim güzel ve çekicidir fakat karanlık çökünce mağarasına çekilir ve o dev halinin geçmesini bekler. Aynen böyle bir süreç işte.
Kimse tanımaz beni dedim ya. Belki de tanımadığı için gitmiştir. Değil mi ? Bir zamanlar gittiği vakit bahane olarak ”onu çok fazla tanımış olmamı” öne sürmüştü. Aslında hiç tanıyamamışım.
Tanınmamak zor ama hayatın boyunca tanınmayacağını bilmek daha zor aslında. Heyecanla okuduğunuz masalın sonunun size söylenmesi gibi.
O’ndan sonra karşıma bir çok fırsat da çıktı. (Üniversite fırsatlar deryası derler ya hani) Ben öyle bir insan değilim. ”Gerçek aşk” saçmalığına inanan birisiyim. Olmayacak bir duaya amin diyen. Gereksiz biriyim ben. Nefret etmeye çalışırken daha fazla seven ve yanan. Kin de tutamam ki ben ? Lanet olsun ! (Lanet de okumam normalde)
Herşey değişti, değişiyor. Fakat izler unutulmuyor.
Anlaşılamamak yalnızlıktır fakat yalnız olmak en kötü lanettir.
Belki de tek gereken bir ”Tülay ne olursun geri dön !” çağırısıdır…








Bilimsel nitelikte ne varsa benim için ilgi çekicidir daima. Bir uzay mekiğinin nasıl yapıldığından, televizyonun nasıl çalıştığına kadar herşey gizemli ve ilgi çekicidir benim için. Uzun zamandır aşkın bilimsel tasvirini araştırıyordum. Bir bilim adamı için aşk ne demek ? Sevdiğin bir insanı kendine aşık etmenin yolu var mı ? gibi sorular hep aklımın bir köşesindeydi. Çok sık aşık olan birisi değilim fakat yine de aşk konusu aklıma takıldı.
Hepsiburada’da dolaşırken birden gördüğüm ürün çok dikkatimi çekti. Ürün “Türkiye Kupası”.



Popüler internet servislerinin kendilerini yeniledikleri şu günlerde YouTube’da bundan geri kalmadı. YouTube’un yeni tasarımı olan ve halen test aşamasında çalışan Cosmic Panda teması, şuanki tasarıma göre biraz daha koyu renklere bürünen YouTube özellikle video sayfalarında daha fazla siyaha teslim etmiş kendisini.
Google Plus’ın parladığı şu günlerde en zor iş kullanıcılara düştü. Zira Facebook,Twitter,FriendFeed ve son olarak Google Plus derken kullanıcılar hangisini takip edeceğini şaşırdı.
Geçtiğimizi haftalarda Facebook “








İnternet kullanıcıları, internetin tadını aldıktan sonra pek televizyon izlemez ve takip etmez. İzlediği diziler de varla yok arasında, boşluk doldurmak içindir. Şüphesiz zamanına göre güzel diziler de çıkmıştır fakat Türk televizyonlarının geneline bakıldığında düzgün yapımlar bulmak neredeyse imkansızdır.


