YouTube’da ki Gizli Yılan !

http://yahoyt.com/images/news/hbr_8583_d.jpgHerhangi bir Youtube videosunu izlerken gizli “yılan” oyununu açabileceğinizi biliyor muydunuz?

Cep telefonlarımızda az mı oynardık ünlü Snake oyununu. Nam-ı diğer Yılan oyununu Youtube programcıları da videoların içine gizlemişler aslında. Bu oyunu ortaya çıkarmak da çok basit: sadece videoyu durdurduktan sonra yön tuşlarınızdan “sol”a basılı tutun.

Eh zevkli bir oyun olduğu söylenemez, ama oyun oyundur.

Bir de video verelim bari; Apaçi stayla!

Kıbrıs İzlenimlerim

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs084.ash2/37526_416860219377_806429377_4431546_6872050_n.jpgDüzenlenen bir etkinlik sonucu yavru vatan Kıbrıs’a 3Tam 2Yol toplamda 5gün olarak gitme şerefine nail oldum.

17-07-2010 Saat 7 gibi Ankara – Esenboğa havaalanına doğru yola koyulduk. Bizi uçağa binmek izin uzun bir süre bekliyordu.

Önce geçici pasaportlarımız çıkartıldı, daha sonra geçiş izinlerimiz verildi ve son olarakta “en zorlayıcı modda” çalışan metal dedektöründen kemerlerimize kadar çıkartarak uçağı beklemeye başladık.

Şans bu ya uçak 30dk rötarlı idi. 7de çıktığımız yoldan 3.30 saat sonra hala uçağa binemedik. saat 11 gibi uçağımız geldi ve sonunda uçağa bindik. Fakat tüm aksilikler bizi bulur, uçakta bir koltuk krizi yaşanıyordu. Bu sorununda çözülmesi yaklaşık 30dk sürdü.

Sonunda havalanabilecektik. Uçağa ilk binenlerin olduğu bir kafileydik çoğunlukla. Uçak harekete geçtiğinde 17 yaşına gelmiş fakat hala bebek gibi korkan ağlayan kişiler bizi uçak personeline rezil etmeye yetti :)

Gece 2 civarlarında “Lapta gençlik kampı”na erişmiştik. odalarımıza yerleştik. Gözümüzden akan uykuya onca yorgunluğa rağmen uyuyamadık. Havaalanından indiğimizden beri yüzümüze çarpan nem ve gece 3te bile amansızca devam eden sıcaklık insanda uyku isteği bıraktırmıyordu.

Bütün geceyi bahçede yer alan “armut koltuklarda” geçirmeyi düşündük. saat 5:30a kadar armutta tatlı bir sohbet vardı fakat sonrasını hatırlayamıyordum. Gözümü açtığımda saat 6:30du ve ayağım kaşınıyordu. Kıbrıs’ın sivri sinekleriyle tanışmış olduk.

Günün doğmasıyla birlikte denize sıfır bir gençlik kampında olduğumuzu gördük. Gün boyu planımız elimizde vardı fakat biz o planda en çok deniz sefasını bekliyorduk. Kıbrıs çok sıcaktı, çekilmez bir sıcak fakat son günlerde ona iyice alışmıştık.

Kıbrıs gezimiz boyunca bir çok şehitlik, cami ve kilise gezdik. Kıbrıs halkı çok sıcak kanlı ve güler yüzlüydü :) ;

http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs060.snc4/35384_416858839377_806429377_4431532_6241979_n.jpg

Sonuç olarak Kıbrıs’tan pek çok arkadaş edinerek ve hüzünlü olarak döndük. Olumlu ve güzel bir gezi oldu.

İyi ki katılmışım diyorum.

Dağıstan’da ki Çılgın Düğün

Yorumu Size Bırakıyorum.

Artık Oturmak da Paralı !

http://img571.imageshack.us/img571/2193/23554286.jpgBir parka gidip oturmak, dinlenmek ve parkta olup biteni izlemek kimileri için en büyük keyiftir. Fakat artık bu zevkinizde ücrete tabi olacak. Herşeyin para demek olduğu bu devirde öyle bir icat yapıldı ki, oturmak yürek ister.

Hakkında pek fazla bir bilgi olmasada şuan komedi unsuru olarak resimleri internette dolanmakta. Sistem parayı attığınız anda oturak üzerindeki çivilerin içeri girmesiyle başlıyor ve oturmanızzı sağlıyor.

Asıl merak edilen unsur ise nekadar bir süre buna izin veriliyor ? Eğer belli bir süre varsa bu süre bittikten sonra o çivilerin tekrar kalkmasının sonucunda olacakları düşünmek istemiyorum :)

Yazının devamında daha fazla resim bulabilirsiniz.

Zor Olanı Başardım ; Ruh İkizimi Buldum !

http://www.resimle.net/data/media/8/ikiz%20cocuklar.jpgHer insanın hayalidir; ruh ikizini bulmak. Peki neden ? Ruh ikizinizi bulduğunuzda, sizin gibi düşünen, sizle aynı zevklere sahip, sizle aynı duyguları paylaşan, sizle zıtlaşma oranı çok düşük olan birinide bulmuş olursunuz.

Yaptığınız her hareket ve davranış, her hobi ve zevkin o kişidede olduğunu bilmek ve bunları ortak bir paydada paylaşmak hoş ve haz vericidir.

İşte bende böyle birini buldum.  ve dünyalar benim oldu (!) mu ki ? daha bundan tam olarak emin değilim. fakat yinede konuşurken aynı şeyleri konuşmak aynı zevkleri paylaşmak sevindirici.

40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi benim tıpkımın aynısının kız versiyonunu (MustafaCan vFemale Lite Edition) internette bulabileceğimi.

Amaaa buldum. Uzun bir süredir devam eden hoş bir arkadaşlığımız var. günümüzün çoğunu birbirimize hiçbirşey hakkında yazışarak geçiriyoruz. Facebook – Twitter – MSN üzerinden sürekli etkileşimde oluyoruz.

Temennimiz uzun bir arkadaşlık evresini geçirmek. Her nekadar boş yazışsakta zevkli bir şey yani.

Sizde pes etmeyin arayın ruh ikizinizi bulun….

Gregory House M.D.

http://www.itusozluk.com/img.php/18927cbd94ab986e686d59214fa390cc651/gregory+houseHouse M.D. dizisinde Gregory House M(edical) D(octor) olarak tanıdığımız aksi, ukala, huysuz ve zeki doktorumuzdan bahsedeceğim.

Princeton Plainsboro Teaching Hospital (Eğitim Hastahanesi)’nde Teşhis-Tanı bölümünün başını çeken, vicodin isimli yasal bir uyuşturucu bağımlısı zeki doktorumuzdur kendisi.

Zamanında geçirmiş olduğu bir kazada bacağından ciddi bir hasar almıştır. Bilinci yerinde olmadığı için iş arkadaşı Dr. Lisa Cuddy’nin vermiş olduğu kararla normalde bacağı kesilmesi gerekirken, işe yaramayan kasların alınması sonucu hayatını ağrılar içerisinde, mutsuz,halsiz,bencil,ukala olarak sürdürmeye çalışan ve ağrılarını gidermek için günde 20den fazla aldığı Vicodin isimli bağımlılık yapan uyuşturucu bir ilacı kullanmaktadır.

Hayatını sırlara,gizemlere adamış birisidir.  Bu nedenledirki; sahip olduğu bilgiyle profesör olacakken kendisini tanı-teşhis bölümüne adayarak kimselerin çözemediği sorunları çözmektedir. Onun için hastanın ölmesi yada yaşaması birşey ifade etmemektedir. Tek ilgilendiği hastanın neden öldüğü sorusudur.

Hayatının yaşanmaz hale gelmesine tahammül edebilmesinin tek nedeni onu bekleyen sırlar ve gizemlerdir aslında.

Özenle seçtiği 3 kişiden oluşan bir ekibi vardır ve bu ekip hastalarla yüz göz olmasını engellemektedir. Çünkü House’a göre Herkes Yalan Söyler bu nedenledir ki hastalarla yüz göz olup onların yalanlarını dinlemektense en iyisinin araya ekibini koymak olduğunu düşünür. Ki garip bir şekilde hastaların söylediği şeylerin gerçek mi yada yalan mı olduğunu sezi ve güdüleriyle rahatça anlaybilmektedir.

Aslında doktorlarıyla yüz göz olmamasının bir nedenide onları karşı kırıcı olmasıdır. ki bu durumda hastahane yöneticisi olan Dr Lisa Cuddy ile zıtlaşmaktadır. House adına açılan davalar ve suçlamalar tavan yapmaktadır. Diğer doktorlar günde 100den fazla hastaya bakarken House haftada 1 hasta ile uğraşmaktadır. Klinik görevlerinden kaçmaktadır.

Zamanında var olan ve yürümeyen bir paintball savaşında tanıştığı avukat ile ilişki yaşamıştır. Şu sıralarda ise Dr Lisa Cuddy’e karşı ilgi duymaktadır.

Vicodin bağımlılığı son zamanlarda başına bela olmaktadır. Gördüğü halisülasyonlar onun rehabilitasyon görmesine neden olmuş ve arınmasını sağlamıştır.

Şimdilerde House eskisine göre daha saygılı ve kibar fakat hala zeki bir yaşam sürmektedir. İzleyiciler ise daima ukala house’u istemektedir.

Dizide genel olarak her bölümde bir hasta ve hastalık işlenmektedir. House’un kendi içinde, ekibinde, ailesinde ve yaşamında cebelleştiği bölümlerde mevcuttur.

Dizi sayesinde bir çok hastalık ve tedavisine doğru olarak sahip olacağınızı söyleyebilirim. Tıbbi bilginiz gelişecektir. Dizinin her bir bölümü Tıp Doktolarından konsültasyon alınarak kurgulanmaktadır.

6. Sezonu deviren ve tüm dünyada en çok izlenen Hastahane dizisi olarak ismini yazdırmıştır.

Hayranlarına ve takipçilerine bol keyifler iyi seyiler dileriz…

Apple iWatch ile Zamanın Değerini Bileceksiniz

Rüyamız Hayrola ?!

Güzel bir günün ardından dün gece uykumda genelde hiç olmayan bir şey oldu ; rüya gördüm.
Rüyamda ki temel unsular aslında küçük yaşlarda bile garip bir şekilde hayalini kurduğum aile kurma isteğimi yeniden nüksettirdi.

Neredeyse 7 yaşından beri en büyük hayallerim arasında iyi bir iyi bir yer almaktaydı. Ve dün geceki rüyamda bu isteğime adımlar atarken kendimi gördüm ya artık ölsemde gam yemem diyebilirim.

Hem tanıdığım hem tanımadığım bir insanla internet üzerinden tanışıp daha sonra yüz yüze görüşmek üzere memleketine gidiyordum. Fakat bir sürpriz vardı ; kız yürüyemiyor tekerlekli sandalyeye mahkumtu. Ama rüyamda garip bir şekilde bunu sorun etmiyordum. Zaten ilerde yürüme olasılığıda varmış. Alacağı rehabilitasyonla eski yürümesine kavuşacağını öğrendim. Fakat bu benim için sorun teşkil etmiyordu. Zira hem kafa dengi hemde birbirimizi sevdiğimizden (rüyada) bunları sorun etmiyordum.

Daha sonraları filmlerdeki balayı kıvamında tatlı ve güzel bir biçimde geçiyordu. Fakat olan oldu !?*#$ uyandım !!!

Uyandığımda dediğim tek şey : keşke gerçek olsaydı.

İşin kötü tarafı bu zamana kadar rüyalarımın hep tersi çıktı. En büyük korkum bu rüyanında ters tepki yapması….

Bunu farkettiğimde dediğim tek şey ise :  keşke görmeseydim.

Rüyalarınızın gerçek olması dileğiyle, rüyanız hayrolsun ….

Toy Story 3 | Oyuncak Hikayesi 3

Toy Story 3Toy Story 3. 1 ve 2 Hayatımda en sevdiğim çizgi film olmayı başarmıştır. 3′ü henüz izlememe rağmen mükemmel olduğunu biliyordum ve gördüm.

Bir çizgifilm ancak bukadar profesyonel ve mükemmel olabilir. İlk film 95 yılında çekilmesine karşın okadar üstün efektlere sahiptki ağzım açık kalmıştı.

2. filmde aynı olay devam etti. Türkçeye çevrilirken Mehmet ali erbil ve haluk bilginer resmen can katmıştı.

3. filmdede umarım aynı seslendirenler devam eder.

Bu üstün başarılı filmi izlemek için sabırsızlanıyorum.

Uzun bir sürenin ardından ….

Yıllarca hep yazmak istedim. Küçüklüğümden beri yazmak istedim. Şiirlerim vardı. İcatlarım vardı. Yazılarım vardı. Fikirlerim vardı.

Beynim sürekli çalışırdı. Saçmalıklarımda vardı. Fakat yazmaya hep üşendim. Yazmak zor geldi bana. Zamanında icat defterimin taşınma sırasında ortadan yok olması ve tasarladığım 2 icatın gerçekleştiğini görünce (tamamen gerçektir) yazmaktan nefret eder oldum.

Fikirlerimi en güvenli yerde; beynimde saklıyorum.

Teknolojinin gelişmesiyle blog yazarları arttı. bugün bir blog açtığınızda okuyanı yok denecek kadar az. ya kendi kendinize yazacaksınız yada hit almak için gerekenleri yapacaksınız. benim gözüm hep hitteydi. Kişisel blogumda filmler yayınladım. Müzikler videolar paylaştım. Başıkları ve etiketleri etkileyici ve aranacak kelimelerden seçtim. Hal böyle olunca yazamadım içime attım.

Çok bloglar gördüm okudum içimdeki bu hasret gittikçe arttı nüksetti.

Ve sonunda blogumu sıfırladım baştan başlıyorum. Yazmaya kararlıyım fakat yeminlerimi çok bozdum umarım bunuda bozmam.

Yazmak istediğim çok şey oluyor toparlayabilirsem üşenmezsem sitemde sorun olmazsa ölmezsem yazacağım…..

Arama
RSS
Beni yukari isinla