Dikkat ! Spoiler Çıkabülü

spoiler_alert_300_w.jpg (300×300)

Dikkat ! Bu yazı spoiler hakkında ağır spoiler içerir…

Spoiler, kelime anlamı olarak “spoil etmek” demektir. Spoil ise film ya da kitabın sonunu veya önemli bir bölümünü teşhir etmek anlamına gelir. Son dönemde ciddi takıntıları olanları forum sitelerinde görebilirsiniz.  Öyle bir takıntı haline getirdiler ki filmin sonunu söylediğiniz için öldürülebilirsiniz bile.

Av Mevsimi filminden çıkarken bir sonraki seansa girecekler kapıda bekliyorlardı. Düşündüm bir an ve eğer o kapıdan çıkarken “Filmin sonunda Cem Yılmaz ölüyor” (Uups ! Spoiler …) dersem o anda linç edilebilirdim : )

Oysa biz Titanic’in batacağını bile bile izlemedik mi Jack ile Rose’un o aşkını ? Ya da bir örümcek adamın, demir adamın olsun karşılaştığı her beladan çok rahatça kurtulacağını bilmiyor muyduk ? Hep o en son anda kurtulmaz mı başrol oyuncuları ? Her yıl vizyona giren 10 filmden yalnızca 1 tanesi izleyiciyi ters köşeye yatırır. Bu da sonu bilinmez kılar.

Nerden çıktı bu konu buralara geldi diyeceksiniz. 2 gün önce Unstoppable isimli filmi izlemeden önce hikayeyi biliyordum. Kontrolsuz bir şekilde ilerleyen treni konu alan bir film. Bu hikayenin sonunda da trenin bir şekilde duracağını adım gibi biliyordum. Ama farkettim ki filmi izlerken sizi içine çeken kurgusu sayesinde belli bi noktadan sonra sonunu unutup o ana adapte oluyorsunuz. Her ne olursa olsun aksiyon eksilmiyor.

Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim eğer bir film hakkında spoiler aldıysanız ve bu spoiler’ın filmi izlerken sizi gerekli duygulardan mahrum bıraktığına inanıyorsanız sorun sizde yada spoiler’da değil o filmdedir.

Kısaca bir film için ne kendi tadınızı kaçırın ne de başkasının…

Aşkın, acının, garip bir ilişkinin ve Summer’ın 500 günü

500daysofsummerhero2_806x453.jpg (570×320)

İzlediğiniz bazı filmler sizde büyük etki yaratır. Kendinizi kaptırırsınız. Ama size has birşey değildir. Bir çok film zaten bu yüzden yapılır. İzleyici kendini kaptırsın, tekrar tekrar izlesin, DVD’sini alsın, yapımcısını araştırsın diye.

Bazı filmler de ise kendinizden bir parça bulursunuz. Karakteri, olayları, ilişkileri kendi yaşamınızdan bir kesit ile birleştirirsiniz. Bugün bahsetmek istediğim film 500 Days of summer Filmi bir kategoriye almak zor. Zira romantik komedi olarak geçmekte ama komedi filmin neresinde diyebiliyorsunuz. Aşk filmi deseniz size en baştan “bu bir aşk filmi değildir” diye uyarı geliyor zaten. Filmin kendi tabiriyle sunayım size “bu film bir kız ve oğlanın tanışma hikayesidir” ne kadar hayatımızın içinden bir hikaye değil mi ?

500-days-of-summer.jpg (648×322)

Daha önce belirtmiştim bir filme bağlanmanız da diğer en önemli etken oyunculardır. Konu ne kadar mükemmel olursa olsun oyuncular uyumsuzsa o film en baştan kaybetmiştir. İşte bu filmde oyuncular tabiri caizse “cuk” oturmuş. Ayrıca oynamamışlar resmen yaşamışlar. Bilhassa Tom Hansen karakterinin bakışları ve zaman zaman gözlerinin dolması yüreğinizi parçalayacak, Summer’a hem hak vereceksiniz hem de çok kızacaksınız.

Başta da söylediğim gibi film Tom Hansen ve Summer(Yaz) Finn’in tanışma hikayesini daha sonra oğlanın ona aşık olmasını ve kızın onu terk etme sürecini izliyorsunuz.

Gün be gün anlatım tarzıyla sizi içine çeken bir film. İlişkileriniz de terkedilen olduysanız yada dikiş tutturamayan kendinizi Tom Hansen sanabilirsiniz.

Filmi en çekici yapan yine bir diğer özellik ise müzikleri. Filmden sonra soundtrack arayacağınıza bahse girerim. Yazımın sonunda aramayın diye size bir youtube linki hediye edeceğim : )

Filmin gidiş tarzı ve değişik çekim teknikleri izleyiciyi mest ediyor.

500DaysOf Summer1.jpg (500×333)

Film boyunca düzenli bir ilişki kurmaktan çekinen Summer’ın Tom’un kalbine nakşedilmesini acıyla izliyorsunuz. Tom ise hep ruh ikizini arayan ve onu bulduğunda gerçek aşkıda bulacağına inanan ayrıca bunu kadere bağlayan bir insan. Summer’la tanışmasınıda kaderin bir oyunu olarak düşünüyor ve ona kendisini kaptırıyor. Summer en baştan ciddi bir ilişki istemediği konusunda Tom’u uyarsa da Tom hem arkadaşlarının gazıyla hem de kendi gerçek aşkını arayış nedeniyle sık sık Summer’a ve kendine “Biz neyiz ?” sorusunu yöneltiyor.

Filmin belki de en vurucu noktası Beklentiler | Gerçekler bölümü idi. O bölüme ise şuradan ulaşabilirsiniz… http://vimeo.com/9443097

Filmin sonunda ise içimizden biri kahramanımız Tom kadere olan inancını bir kenara bırakıyor. Hareket etmezse hiç birşeyin olmayacağına inanıyor. Önce işinden istifa edip asıl mesleği mimarlığa yöneliyor daha sonra ise Summer(Yaz)’dan Autumn(Sonbahar)’a geçiş yapıyor : )

Kısaca eğer sizde duygulara sahipseniz, aşık olduysanız, terkedildiyseniz ve karşı cinsi daima anlayamadıysanız bu filme bayılacaksınız…

Hazır playback soundtrack

Filmler ve şarkılar bize yalan söyledikleri için suçlular. Kalp kırıklıkları ve her şey için…

Bu arada sonradan bir ekleme

Bu filmle tanışmamı sağlayan ve filmi izlediğimde kendimden birşey bulmamı da sağlayan özel bir insan var. Okuyorsa eğer teşekkürler…

Dr. House ve Sherlock Holmes Arasındaki Benzerlikler

“House” dizisinin yaratıcısı David Shore, bir röportajında, Gregory House karakterini, Sherlock Holmes’tan esinlenerek yarattığını açıklamıştı. Shore, efsanevi polisiye karakterine büyük bir hayranlık besliyor. Sherlock Holmes’un yaratıcı, Sir Arthur Conan Doyle ise, karakteri, Joseph Bell adlı bir doktordan esinlenerek yarattı.

Dr. Gregory House ve Sherlock Holmes arasında gerçekten şaşırtıcı benzerlikler var. Hemen hemen, her bölümde Sherlock Holmes’a gönderme yapılıyor. “House”’un Türkçe karşılığı “evler”. Bu kelimenin İngilizce eşanlamlısı “homes” ile “Holmes”un okunuşu aynı.

İki karakter de başka kimsenin çözemediği, oldukça zor vakalar alıyorlar. İkisinde de madde bağımlılığı var. House vicodin, Holmes, kokain bağımlısı ve ikisi de zaman zaman morfin kullanıyorlar. İkisi de klasik müziği çok
seviyor ve enstrüman çalıyorlar. House piyano, Holmes ise keman çalıyor.

İkisi de sert mizaçlı, soğuk insanlar ve çevresindekilere karşı zaman zaman kırıcı olabiliyorlar. İkisinin de tek bir yakın arkadaşı var. Hatta bu arkadaşların isimleri bile çok benzer. House’un en yakın arkadaşı Dr. Wilson, Holmes’un en yakın arkadaşı, Dr. Watson ve bu arkadaşların ikisi de kahramanlarımızı bağımlılıktan kurtarmaya çalışan, oldukça güvenilir, iyi insanlar.

İki karakterin de bacaklarıyla ilgili problemleri var ve ikisi de değnek kullanıyor. İkisinin de takıntı düzeyinde alışkanlıkları var. House, tv ve video oyunlarına düşkün, Holmes ise saatlerce sıkıcı monografiler okuyup klasik müzik dinliyor. House’ın ilk bölümündeki hastanın adı, Rebeca Adler. Holmes’un ilk hikayesinde önemli bir karakterin adı Irene Adler. Holmes’un en büyük düşmanı, Profesör Moriarty. House sezon 2, final bölümünde Dr. House, Moriarty soyadını taşıyan biri tarafından vuruluyor.

İkisi de hayatlarındaki tek bir kadın dışında, tüm kadınlara karşı ilgisiz ve ilişki yaşamıyorlar. Bütün bunlara ek olarak, house dizisinin bazı bölümlerinde direk göndermeler de yapılıyor.

Sherlock Holmes’un tüm hikayelerinde evi olarak bahsedilen, bugün müze olarak kullanılan evinin bulunduğu sokak numarası 221b, bir bölümde House’un daire numarası olarak karşımıza çıkıyor. 4. Sezonda, Dr. Wilson, Dr. House’a Doyle’un, 2.kitabını yılbaşı hediyesi olarak veriyor. 5 sezonda, Dr. House, evden çıkarken anahtarlarını ve ilacını, Doyle’un “Sherlock Holmes’un Anıları” kitabının üzerinden alıyor ve yine 5. Sezonun başka bir bölümünde, Dr. House ekibini Holmes’un esin kaynağı olan, Dr. Joseph Bell’ın bir kitabıyla kandırmaya çalışıyor.

Arama
RSS
Beni yukari isinla