
Hayatınız boyunca bir çok insanla tanışırsınız. Kimiyle hiç tanışmamış olmayı kimisi ile de daha önceden tanışmış olmayı istersiniz. Ama hepsi siz isteseniz de istemeseniz de hayatınızdadır. Kolayca çıkmaz, çıksa da iz bırakır.
Bazı ilişkilerimiz ise öncesine dayandığı halde sonraları başlar. 5 yıldır tanıdınığınız birisine karşı olan fikirleriniz değişebilir. Onun hakkında ki yargınız tamamen zıtlaşabilir. Ya da o kişiye karşı olan hisleriniz değişebilir.
Bilimsel bir gerçektir ; kızlar erkeklerden daima daha olgundur. Yaşları eşit olsa da kızlar erkeklere göre 2 ile 4 yaş arasında fiziksel ve duygusal yönden daha olgunluk gösterir. İşte izlediğim bir film bunu çok güzel bir şekilde aktarmış.
Filmin ismi Flipped. Olaylar 1957 yılında geçmektedir. Juli Baker’ın bebeklikten artık çocukluk dönemine geçtiği yıllarda (6-7 yaşlar) mahallesine taşınan Bryce adında ki yaşıtıyla hayatının değişmesini konu alıyor. Juli, Bryce’a daha ilk tanıştıkların da ilgi duymaya başlar bunun en büyük nedeninin Bryce’ın gözleri olduğunu söyler ve olaylar gelişir. Filmde ki olaylar hem Juli hemde Bryce’ın bakış açısıyla seyirciye aktarılır ki burası aslında biraz eğlencelidir. Henüz çocukta olsalar bir kadın ve erkeğin ne kadar farklı düşünebileceğini görmüş oluyoruz : ) Bryce’ın ailesi Juli’nin ailesinden maddiyat anlamında daha ilerdedir ve bu durum zaman zaman çeşitli tartışmalara neden olur. Bu sayede aradaki hengameye aileler de dahil olurlar.
Juli daima Bryce’a yanaşmaya çalışırken Bryce onu itici bulur ve ondan kaçar. Juli yaşıtları olan arkadaşlarına göre de daha olgundur. Onun zevk anlayışı, sevgi anlayışı ve aile yapısı daha farklıdır. Bryce ise kendi yaşıtının gereğini yapar. Okulun en güzel kızındadır gözü. Juli onun için arkadaş bile değildir. Olaylar Bryce’ın büyükbabasının Juli’yi tanıması ve Juli ile sık sık konuşması ile değişir. Bryce büyükbabasının kendisine göstermediği ilgiyi Juli’ye göstermesini anlayamaz. Fakat büyükbabanın nedeni açıktır ; Juli gösterdiği olgun davranışlarla ona ölen eşini hatırlatıyordur.
Büyükbabanın Juli’ye olan ilgisi Bryce’ın da ilgisini çeker ve Bryce daha önce Juli’nin dikkat etmediği yönlerine odaklanır. Bu sürece büyükbabasıda yardım eder. Bir gece büyükbabası Bryce’a filmin belkide en vurucu ve en güzel cümlesini kurar ;
Kimilerimiz soluk, kimilerimiz parlak, kimilerimiz ise ışıl ışıldır. Ama çok nadiren rengarenk birisiyle karşılaşırsın. Ve işte o zaman, hiçbir şeyle kıyaslanamaz.
Bu konuşmadan sonra Bryce’ın Juli’ye olan bakışları, tutumu ve hisleri değişir…
Bu öykü filmin anlatım biçimi ile daha güzel bir hale geliyor. Eğer zihninizi dinlendirmek ve farklı açılardan insanları ele almak istiyorsanız bu filme bir göz atın derim.
Hayatınız boyunca regarenk olmaya yada rengarenk birisini bulmaya çalışın. Ama aramaya önce kendi çevrenizden başlayın. Çünkü bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz ve aradığımız şey gözümüzün önünde ve sahip olabileceğimiz bir konumdadır. Ama bizim bakış açımız bu güzellikleri görmeye yetmez…









Kadınları anlamanın asla mümkün olmadığı bir dünyada yaşadığımızı söylemeye gerek yok sanırım. Varsa anlayan haberleşelim : )
Yeni nesil olarak hep eleştirildiğimiz bir nokta vardı. Mutlu olamamak…






Her nekadar 2000′lerden öncesi hafızamda pek yer almasada ben nostalji aşığıyım diyebilirim. Eski olan herşeyi seviyorum. Eski filmleri, müzikleri, fotoğrafları, aşkları, hikayeleri ve insanları.
Kendimi bildim bileli teknolojiye hayranlık duydum. Hep birşeyler yapma birşeyler ortaya koyma isteği vardı bu mecraya karşı. Daha sonraları internet kullanım popileritesi arttı. Sosyal medya (facebook,twitter) ortaya çıktı. Bir sürüde uzmanı çıktı.

